yeni göclük
yeni göclük
Vecdi ŞENEMRE
Köşe Yazarı
Vecdi ŞENEMRE
 

Esnafın Kepengi, Borcun Faizi

Sabah kepenk açılıyor. Dükkânda müşteri yok. Ama devletin takvimi şaşmıyor. Bağ-Kur primi geliyor. Para yok. Prim ödenemiyor. Üzerine faiz geliyor. Esnafın kazancı yok ama borcunun maşallahı var. Çünkü borç, müşteri beklemiyor. Kasa boş. Raf dolu. Elektrik faturası kapıda. Kira kapıda. Personel maaşı kapıda. Vergi kapıda. Bağ-Kur kapıda. Müşteri nerede? O birazdan gelir deniyor. Gelmezse? Esnaf biraz daha borçlanıyor. Bir süre sonra borç, borcu ödemeye başlıyor. Sonra bir sabah kepenk açılmıyor. Çünkü kepengi açacak para bile kalmıyor. --- Şimdi dönüp sormak lazım: “Esnaf Bağ-Kur borcunu neden ödemiyor?” İşte asıl mesele burada. Her borçluyu aynı kefeye koymak kolay. Ama doğru değil. Gerçekten para kazanamadığı için primini ödeyemeyen esnafla, ödeme gücü olduğu halde borcunu ödemeyen aynı mı? Değil. O halde çözüm de aynı olmamalı. Gerekirse yerinde ve hakkaniyetli kontroller yapılmalı. Esnafın gerçek geliri, iş hacmi, banka hareketleri, işletmesinin durumu değerlendirilmeli. Gerçekten kazanamıyorsa devlet elinden tutmalı. Ödeme gücü olduğu halde yükümlülüğünü yerine getirmiyorsa, bunun da gereği yapılmalı. Çünkü adalet dediğimiz şey tam olarak budur. Herkese aynı şeyi yapmak değil… Hak edene hakkını vermek. --- Bir de kira meselesi var. Dükkân kiralık. Müşteri yok. Ciro düşük. Kira yüksek. Üstüne stopaj. Üstüne Bağ-Kur. Üstüne vergi. Üstüne elektrik. Üstüne su. Üstüne personel. Esnafın cebinde para kalmıyor. Ama devletin alacağı hiç eksilmiyor. Esnafın borcu büyüyor. Faiz büyüyor. Sıkıntı büyüyor. En sonunda dükkân küçülüyor. Sonra kepenk kapanıyor. Ve biz buna “bir işletme daha kapandı” diyoruz. Oysa kapanan yalnızca bir dükkân değil. Bir ailenin sofrası kapanıyor. Bir çocuğun geleceği küçülüyor. Bir mahallenin ekonomisi zayıflıyor. Bir insanın yıllarca verdiği emek çöpe gidiyor. --- Esnaf, bu ülkenin ekonomik hayatındaki en önemli damarlardan biridir. Sabah dükkânını açan, akşam hesabını yapan, çocuğunun okul masrafını düşünen, elektrik faturasını hesaplayan, kirasını denkleştirmeye çalışan, “Bugün biraz iş yaptım” diye sevinen insandır esnaf. Devletten sadaka istemiyor. Devletten ayrıcalık da istemiyor. Nefes alabileceği bir düzen istiyor. Borç batağına sürüklenmeden ayakta kalmak istiyor. Üretmek, çalışmak, kazanmak ve vergisini ödemek istiyor. Bunun için de esnafın sadece borcu değil, derdi görülmeli. Çünkü bazen bir esnafın Bağ-Kur borcunun arkasında tembellik değil, boş kalan bir kasa vardır. Ve boş kasaya faiz uygulayarak dolu kasa yaratamazsınız. Esnafın kepengini kapattığınız gün, aslında yalnızca bir dükkânı değil; ekonominin bir ışığını daha söndürmüş olursunuz. Kalın Sağlıcakla
Ekleme Tarihi: 11 Eylül 2026 -Cuma

Esnafın Kepengi, Borcun Faizi

Sabah kepenk açılıyor.

Dükkânda müşteri yok.

Ama devletin takvimi şaşmıyor.

Bağ-Kur primi geliyor.

Para yok.

Prim ödenemiyor.

Üzerine faiz geliyor.

Esnafın kazancı yok ama borcunun maşallahı var.

Çünkü borç, müşteri beklemiyor.

Kasa boş.

Raf dolu.

Elektrik faturası kapıda.

Kira kapıda.

Personel maaşı kapıda.

Vergi kapıda.

Bağ-Kur kapıda.

Müşteri nerede?

O birazdan gelir deniyor.

Gelmezse?

Esnaf biraz daha borçlanıyor.

Bir süre sonra borç, borcu ödemeye başlıyor.

Sonra bir sabah kepenk açılmıyor.

Çünkü kepengi açacak para bile kalmıyor.

---

Şimdi dönüp sormak lazım:

“Esnaf Bağ-Kur borcunu neden ödemiyor?”

İşte asıl mesele burada.

Her borçluyu aynı kefeye koymak kolay.

Ama doğru değil.

Gerçekten para kazanamadığı için primini ödeyemeyen esnafla, ödeme gücü olduğu halde borcunu ödemeyen aynı mı?

Değil.

O halde çözüm de aynı olmamalı.

Gerekirse yerinde ve hakkaniyetli kontroller yapılmalı.

Esnafın gerçek geliri, iş hacmi, banka hareketleri, işletmesinin durumu değerlendirilmeli.

Gerçekten kazanamıyorsa devlet elinden tutmalı.

Ödeme gücü olduğu halde yükümlülüğünü yerine getirmiyorsa, bunun da gereği yapılmalı.

Çünkü adalet dediğimiz şey tam olarak budur.

Herkese aynı şeyi yapmak değil…

Hak edene hakkını vermek.

---

Bir de kira meselesi var.

Dükkân kiralık.

Müşteri yok.

Ciro düşük.

Kira yüksek.

Üstüne stopaj.

Üstüne Bağ-Kur.

Üstüne vergi.

Üstüne elektrik.

Üstüne su.

Üstüne personel.

Esnafın cebinde para kalmıyor.

Ama devletin alacağı hiç eksilmiyor.

Esnafın borcu büyüyor.

Faiz büyüyor.

Sıkıntı büyüyor.

En sonunda dükkân küçülüyor.

Sonra kepenk kapanıyor.

Ve biz buna “bir işletme daha kapandı” diyoruz.

Oysa kapanan yalnızca bir dükkân değil.

Bir ailenin sofrası kapanıyor.

Bir çocuğun geleceği küçülüyor.

Bir mahallenin ekonomisi zayıflıyor.

Bir insanın yıllarca verdiği emek çöpe gidiyor.

---

Esnaf, bu ülkenin ekonomik hayatındaki en önemli damarlardan biridir.

Sabah dükkânını açan,

akşam hesabını yapan,

çocuğunun okul masrafını düşünen,

elektrik faturasını hesaplayan,

kirasını denkleştirmeye çalışan,

“Bugün biraz iş yaptım” diye sevinen insandır esnaf.

Devletten sadaka istemiyor.

Devletten ayrıcalık da istemiyor.

Nefes alabileceği bir düzen istiyor.

Borç batağına sürüklenmeden ayakta kalmak istiyor.

Üretmek, çalışmak, kazanmak ve vergisini ödemek istiyor.

Bunun için de esnafın sadece borcu değil, derdi görülmeli.

Çünkü bazen bir esnafın Bağ-Kur borcunun arkasında tembellik değil, boş kalan bir kasa vardır.

Ve boş kasaya faiz uygulayarak dolu kasa yaratamazsınız.

Esnafın kepengini kapattığınız gün, aslında yalnızca bir dükkânı değil; ekonominin bir ışığını daha söndürmüş olursunuz.

Kalın Sağlıcakla

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve golcukhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.