yeni göclük
Vecdi ŞENEMRE
Köşe Yazarı
Vecdi ŞENEMRE
 

HAYAT YKS’DEN ÇOK DAHA FAZLASI

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçları açıklandı. Kimileri hayallerine kavuşmanın sevincini yaşarken, kimi adayların yüreğinde tarif edilemez bir hüzün var. Çünkü bu sınav sadece 3 saatlik bir performansa sığdırılan yılların emeği demek. Stres, hastalık ya da beklenmedik başka bir durum, binbir emekle örülen umutları bir anda yok edebiliyor. Sınav günü yaşanan bu baskının, başarılı geçirdiği denemelerle örtüşmemesi, gençlerin ve ailelerin yorgun ruhlarına ağır bir yük yüklerken, beklentilerin büyüklüğü de bu yükü katlıyor. Aileler için YKS süreci sadece maddi değil, manevi anlamda da son derece yıpratıcı oluyor. Gençlerden büyük başarılar bekleniyor; sanki üniversite kapısından dönmek hayatın sonuymuş gibi bir algı yaratılıyor. Oysa üniversite kazanamamak asla başarısızlık ya da kabullenilmesi gereken bir kayıp değildir. Ülkemizde birçok kişi, üniversite diplomasına sahip olmadan da iş dünyasında, sanat alanında ya da farklı sahalarda büyük başarılara imza atabiliyor. Bu gerçek, gençlere ve ailelere umutla anlatılmalı, onların özgüvenleri pekiştirilmelidir. Üniversite eğitiminin yanı sıra asıl önemli olan, bireyin kendi yeteneğini keşfetmesidir. Yetenek ve ilgi alanlarına göre hayatını planlayan bireyler, akademik unvanlar olmadan da doyurucu kariyerler geliştirebilir. Ne var ki, diploma sahibi olmak da başarının kesin garantisi değil. Hatta, üniversite mezunu olduğu halde temel kelimeleri zor toplayan pek çok kişiyle karşılaşmak mümkün. Bu da eğitim sistemimizin niteliği üzerine düşünmemizi zorunlu kılıyor. Eğitimdeki zorunluluk algısı ise bir başka önemli sorun. Eskiden ilkokul zorunlu, sonrasında eğitim tercihe bağlıydı. Eğitim istemeyen ya motor ustasının, boya veya kaporta ustasının yanında çırak olur, kimi berberlik öğrenirdi. Böylece meslekler çekirdekten ustalıkla beslenirdi. Bugün ise 18 yaşına gelmiş gençler çıraklık fırsatlarından mahrum. Bu da meslek edinmede ciddi bir engel yaratıyor. Oysa erken yaşta ustalık kazanmak, hem birey hem de ekonomi için çok kıymetli bir fırsattır. Eğitim sistemimizin bu halini gözden geçirip, zorunlu eğitimin kapsamı ve süresiyle ilgili düzenlemeler yapmak kaçınılmazdır. Gençlerimizin sadece akademik başarılara değil, gerçek hayata hazırlanmasını sağlamalıyız. Hayat bir sınavla sınırlı değil; her yetenek, doğru zamanda doğru yerde parlayabilir. Bunun için en büyük görev belki de biz yetişkinlere, ailelere ve eğitim politikalarına düşüyor.  
Ekleme Tarihi: 21 Temmuz 2026 -Salı

HAYAT YKS’DEN ÇOK DAHA FAZLASI

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçları açıklandı. Kimileri hayallerine kavuşmanın sevincini yaşarken, kimi adayların yüreğinde tarif edilemez bir hüzün var. Çünkü bu sınav sadece 3 saatlik bir performansa sığdırılan yılların emeği demek. Stres, hastalık ya da beklenmedik başka bir durum, binbir emekle örülen umutları bir anda yok edebiliyor. Sınav günü yaşanan bu baskının, başarılı geçirdiği denemelerle örtüşmemesi, gençlerin ve ailelerin yorgun ruhlarına ağır bir yük yüklerken, beklentilerin büyüklüğü de bu yükü katlıyor.

Aileler için YKS süreci sadece maddi değil, manevi anlamda da son derece yıpratıcı oluyor. Gençlerden büyük başarılar bekleniyor; sanki üniversite kapısından dönmek hayatın sonuymuş gibi bir algı yaratılıyor. Oysa üniversite kazanamamak asla başarısızlık ya da kabullenilmesi gereken bir kayıp değildir. Ülkemizde birçok kişi, üniversite diplomasına sahip olmadan da iş dünyasında, sanat alanında ya da farklı sahalarda büyük başarılara imza atabiliyor. Bu gerçek, gençlere ve ailelere umutla anlatılmalı, onların özgüvenleri pekiştirilmelidir.

Üniversite eğitiminin yanı sıra asıl önemli olan, bireyin kendi yeteneğini keşfetmesidir. Yetenek ve ilgi alanlarına göre hayatını planlayan bireyler, akademik unvanlar olmadan da doyurucu kariyerler geliştirebilir. Ne var ki, diploma sahibi olmak da başarının kesin garantisi değil. Hatta, üniversite mezunu olduğu halde temel kelimeleri zor toplayan pek çok kişiyle karşılaşmak mümkün. Bu da eğitim sistemimizin niteliği üzerine düşünmemizi zorunlu kılıyor.

Eğitimdeki zorunluluk algısı ise bir başka önemli sorun. Eskiden ilkokul zorunlu, sonrasında eğitim tercihe bağlıydı. Eğitim istemeyen ya motor ustasının, boya veya kaporta ustasının yanında çırak olur, kimi berberlik öğrenirdi. Böylece meslekler çekirdekten ustalıkla beslenirdi. Bugün ise 18 yaşına gelmiş gençler çıraklık fırsatlarından mahrum. Bu da meslek edinmede ciddi bir engel yaratıyor. Oysa erken yaşta ustalık kazanmak, hem birey hem de ekonomi için çok kıymetli bir fırsattır.

Eğitim sistemimizin bu halini gözden geçirip, zorunlu eğitimin kapsamı ve süresiyle ilgili düzenlemeler yapmak kaçınılmazdır. Gençlerimizin sadece akademik başarılara değil, gerçek hayata hazırlanmasını sağlamalıyız. Hayat bir sınavla sınırlı değil; her yetenek, doğru zamanda doğru yerde parlayabilir. Bunun için en büyük görev belki de biz yetişkinlere, ailelere ve eğitim politikalarına düşüyor.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve golcukhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.