yeni göclük
yeni göclük
Vecdi ŞENEMRE
Köşe Yazarı
Vecdi ŞENEMRE
 

Mazot 100 lira… Peki maaş kaç lira?

Mazot 100 liraya dayandı. Yanlış okumadınız. Yüz lira. Eskiden “mazota zam geldi” denildiğinde insanın aklına benzin istasyonu gelirdi. Şimdi ise aklımıza market geliyor. Manav geliyor. Fırın geliyor. Nakliye geliyor. Kira geliyor. Hayat geliyor. Çünkü mazot yalnızca otomobilin deposuna girmez. Mazot; kamyonun deposuna girer. Traktörün deposuna girer. Otobüsün deposuna girer. Tırın deposuna girer. Ürünün tarladan çıkıp sofraya gelmesine kadar geçen bütün zincirin içine girer. Dolayısıyla mazot pahalanınca sadece mazot pahalanmaz. Hayat pahalanır. Motorinin litre fiyatı yeniden 100 lira sınırına dayanmış durumda. Son zamla birlikte fiyat yaklaşık 6,5 lira arttı. Uzman değerlendirmelerinde küresel petrol piyasasındaki gelişmelerin yanı sıra ÖTV uygulamasının da etkisine dikkat çekiliyor. Şimdi asıl soru şu: Bu 100 liralık mazot, market rafına kaç lira olarak yansıyacak? Çünkü mazotun fiyatı pompada yazıyor. Ama zamların faturası markette çıkıyor. Bir kamyonun deposuna giren mazotun bedelini yalnızca kamyoncu ödemiyor. O kamyonun taşıdığı domates ödüyor. Patates ödüyor. Soğan ödüyor. Ekmek ödüyor. İlaç ödüyor. Mobilya ödüyor. Kısacası vatandaş ödüyor. --- Tam bu noktada ekonomi ekranlarına bakıyoruz. Borsa İstanbul'da 16 Eylül'de BIST 100 endeksi yüzde 5'in üzerinde değer kaybederek 13 bin 122 puandan kapandı. Devre kesiciler çalıştı. Bir haftalık kayıp yüzde 10'a yaklaştı. Borsa başka bir şey söylüyor. Akaryakıt başka bir şey söylüyor. Vatandaşın pazardaki fileti ise zaten kendi hikâyesini anlatıyor. Bütün bunların ortak bir sorusu var: Önümüzde nasıl bir dönem var? --- Asıl mesele burada başlıyor. Çünkü vatandaşın geliri, ekonomideki her hareketi aynı hızla takip edemiyor. Mazot bugün zamlanıyor. Nakliye yarın zamlanıyor. Ürün öbür gün zamlanıyor. Maaş ise… Yılbaşında. Emekli maaşı yılbaşında. Asgari ücretlinin beklentisi yılbaşında. Memurun hesabı yılbaşında. Ama hayatın zammı takvim beklemiyor. Markette kasiyer, “Yılbaşını bekleyelim, sonra zam yaparız” demiyor. Akaryakıt istasyonu, “Emeklinin maaş zammı belli olsun, ondan sonra fiyatı artırırız” demiyor. Elektrik faturası, “Vatandaşın bütçesi rahatlasın” diye beklemiyor. Hayat beklemiyor. --- İşte önümüzdeki dönemin en önemli meselesi bu olacak: Maaşlar mı hayat pahalılığını takip edecek, hayat pahalılığı mı maaşları? Devletin yılbaşında emekli ve asgari ücretli için nasıl bir ücret politikası izleyeceğini hep birlikte göreceğiz. Ama ortada değişmeyen bir gerçek var: Cebin hesabı matematikle yapılır. Enflasyonun karşısında geliriniz aynı hızla artmıyorsa, kâğıt üzerinde maaşınız yükselir. Ama cebinizdeki satın alma gücü yükselmez. Maaş bordrosunda rakam büyür. Markette poşet küçülür. İşte vatandaşın hissettiği ekonomi tam olarak budur. --- Bugün mazot 100 liraya dayanıyor. Yarın bunun taşımaya, üretime, gıdaya, hizmete, kiraya, pazara, mutfağa nasıl yansıyacağını konuşacağız. Sonra yılbaşında maaşlara yapılacak zammı konuşacağız. Ve bütün bunların sonunda vatandaş yine aynı hesabı yapacak: “Ayın sonunu nasıl getireceğim?” Ekonominin en büyük göstergesi bazen borsa değildir. Bazen döviz değildir. Bazen faiz değildir. Bazen mutfaktaki tencerenin kapağıdır. Çünkü tencerenin altı yanıyorsa, vatandaş bunun ekonomideki adını zaten bilir. Geçim.   Kalın sağlıcakla
Ekleme Tarihi: 18 Eylül 2026 -Cuma

Mazot 100 lira… Peki maaş kaç lira?

Mazot 100 liraya dayandı.

Yanlış okumadınız.

Yüz lira.

Eskiden “mazota zam geldi” denildiğinde insanın aklına benzin istasyonu gelirdi.

Şimdi ise aklımıza market geliyor.

Manav geliyor.

Fırın geliyor.

Nakliye geliyor.

Kira geliyor.

Hayat geliyor.

Çünkü mazot yalnızca otomobilin deposuna girmez.

Mazot;

kamyonun deposuna girer.

Traktörün deposuna girer.

Otobüsün deposuna girer.

Tırın deposuna girer.

Ürünün tarladan çıkıp sofraya gelmesine kadar geçen bütün zincirin içine girer.

Dolayısıyla mazot pahalanınca sadece mazot pahalanmaz.

Hayat pahalanır.

Motorinin litre fiyatı yeniden 100 lira sınırına dayanmış durumda. Son zamla birlikte fiyat yaklaşık 6,5 lira arttı. Uzman değerlendirmelerinde küresel petrol piyasasındaki gelişmelerin yanı sıra ÖTV uygulamasının da etkisine dikkat çekiliyor.

Şimdi asıl soru şu:

Bu 100 liralık mazot, market rafına kaç lira olarak yansıyacak?

Çünkü mazotun fiyatı pompada yazıyor.

Ama zamların faturası markette çıkıyor.

Bir kamyonun deposuna giren mazotun bedelini yalnızca kamyoncu ödemiyor.

O kamyonun taşıdığı domates ödüyor.

Patates ödüyor.

Soğan ödüyor.

Ekmek ödüyor.

İlaç ödüyor.

Mobilya ödüyor.

Kısacası vatandaş ödüyor.

---

Tam bu noktada ekonomi ekranlarına bakıyoruz.

Borsa İstanbul'da 16 Eylül'de BIST 100 endeksi yüzde 5'in üzerinde değer kaybederek 13 bin 122 puandan kapandı. Devre kesiciler çalıştı. Bir haftalık kayıp yüzde 10'a yaklaştı.

Borsa başka bir şey söylüyor.

Akaryakıt başka bir şey söylüyor.

Vatandaşın pazardaki fileti ise zaten kendi hikâyesini anlatıyor.

Bütün bunların ortak bir sorusu var:

Önümüzde nasıl bir dönem var?

---

Asıl mesele burada başlıyor.

Çünkü vatandaşın geliri, ekonomideki her hareketi aynı hızla takip edemiyor.

Mazot bugün zamlanıyor.

Nakliye yarın zamlanıyor.

Ürün öbür gün zamlanıyor.

Maaş ise…

Yılbaşında.

Emekli maaşı yılbaşında.

Asgari ücretlinin beklentisi yılbaşında.

Memurun hesabı yılbaşında.

Ama hayatın zammı takvim beklemiyor.

Markette kasiyer,

“Yılbaşını bekleyelim, sonra zam yaparız” demiyor.

Akaryakıt istasyonu,

“Emeklinin maaş zammı belli olsun, ondan sonra fiyatı artırırız” demiyor.

Elektrik faturası,

“Vatandaşın bütçesi rahatlasın” diye beklemiyor.

Hayat beklemiyor.

---

İşte önümüzdeki dönemin en önemli meselesi bu olacak:

Maaşlar mı hayat pahalılığını takip edecek, hayat pahalılığı mı maaşları?

Devletin yılbaşında emekli ve asgari ücretli için nasıl bir ücret politikası izleyeceğini hep birlikte göreceğiz.

Ama ortada değişmeyen bir gerçek var:

Cebin hesabı matematikle yapılır.

Enflasyonun karşısında geliriniz aynı hızla artmıyorsa, kâğıt üzerinde maaşınız yükselir.

Ama cebinizdeki satın alma gücü yükselmez.

Maaş bordrosunda rakam büyür.

Markette poşet küçülür.

İşte vatandaşın hissettiği ekonomi tam olarak budur.

---

Bugün mazot 100 liraya dayanıyor.

Yarın bunun taşımaya,

üretime,

gıdaya,

hizmete,

kiraya,

pazara,

mutfağa nasıl yansıyacağını konuşacağız.

Sonra yılbaşında maaşlara yapılacak zammı konuşacağız.

Ve bütün bunların sonunda vatandaş yine aynı hesabı yapacak:

“Ayın sonunu nasıl getireceğim?”

Ekonominin en büyük göstergesi bazen borsa değildir.

Bazen döviz değildir.

Bazen faiz değildir.

Bazen mutfaktaki tencerenin kapağıdır.

Çünkü tencerenin altı yanıyorsa,

vatandaş bunun ekonomideki adını zaten bilir.

Geçim.

 
Kalın sağlıcakla
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve golcukhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.