Bir dönemin kasetçalarında en çok dönen isimlerden biriydi Haluk Levent.
Doksanlı yılların gençliği onun şarkılarıyla büyüdü.
Değirmendere Fındık Festivali'nde Çınarlık Meydanı'nı tıklım tıklım dolduran o kalabalığı dün gibi hatırlayanlar hâlâ çoktur.
Sonra yıllar geçti.
Sahnenin önündeki sanatçı, Ahbap Derneği ile yardımın, dayanışmanın ve umudun sembollerinden biri hâline geldi.
Özellikle Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından milyonlarca insanın güvenini kazandı.
İnsanlar yalnızca bir sanatçıya değil, vicdana bağış yaptıklarını düşündü.
İşte tam da bu yüzden bugün ortaya atılan iddialar sıradan değildir.
Ahbap'ın yaptığı yardımların, toplanan bağışların ve harcamaların şeffaf biçimde açıklanacağı söylenmişti.
Devlet denetimlerinin yanı sıra bağımsız denetim süreçlerinden de geçildiği ifade edilmişti.
Ancak son günlerde yürütülen soruşturmalar kapsamında gözaltılar ve kamuoyuna yansıyan çeşitli iddialar, doğal olarak insanların aklına soru işaretleri düşürüyor.
Toplumun en büyük sermayesi paradan önce güvendir.
Bir kez kırıldı mı yerine koymak yıllar alır. Yardım kuruluşları da bu güven üzerine ayakta durur. İnsanlar bir çocuğun elini tutmak, bir depremzedenin yarasını sarmak, bir yangınzedeye umut olmak için bağış yapar.
Eğer bu güven sarsılırsa zarar gören sadece bir dernek ya da birkaç isim olmaz; yarın gerçekten yardıma ihtiyaç duyan insanlar olur.
Çünkü insanlar bir kez aldatıldığını düşündüğünde ikinci kez elini cebine atmaz.
Bu ülkede ne yazık ki güven duygusu her geçen gün biraz daha aşınıyor. Dün alkışlananlar bugün sorgulanıyor, bugün yere vurulanların yarın aklandığına da defalarca şahit olduk.
O yüzden hükmü mahkemeler verir, vicdan ise gerçekler ortaya çıktığında kararını oluşturur. Bizlere düşen ise süreci takip etmek ama kamu adına sorulması gereken soruları sormaktan da vazgeçmemektir.
Çünkü güven, kaybedildiğinde en zor geri kazanılan değerdir.
Kalın sağlıkcakla

