Her şeyin başı sağlık.
O nedenle sağlığınızı koruyun.
Para bir şekilde kazanılıyor. Kaybedilen para için yeniden çalışılıyor, bir yol bulunuyor. Ama sağlık bozulduğunda, her şeyi eski hâline getirmek her zaman mümkün olmuyor.
Biliyoruz…
“Stresten uzak durun” demek kolay.
Kirayı düşünen insana söyleyin.
Çocuğunun okul masrafını hesaplayan anneye…
Akşam dükkânı kapatırken günün kazancını borçlarına bölüştüren esnafa…
Nasıl uzak dursun?
Hayat, insanın omzuna yükü koyuyor. Sonra herkes aynı öğüdü veriyor:
“Kafaya takma.”
Sanki kafamızda bir düğme var.
Basınca borçlar susacak.
Dertler bitecek.
Yarın korkusu ortadan kalkacak.
Yine de kendimize bir sınır çizmek zorundayız.
Çünkü her sorunu aynı gece çözemiyoruz. Sabahı düşünerek uykusuz kaldığımızda, sabaha daha güçlü de çıkmıyoruz.
Uzun süren stres, insanın uykusunu, iştahını, günlük hayatını etkileyebiliyor. Sağlığımızın tek meselesi stres değil elbette. Ama sürekli endişeyle yaşamanın bizi yorduğunu hepimiz biliyoruz.
Bir de kendi kendimize yüklediklerimiz var.
Herkese yetişmek.
Kimseyi kırmamak.
Her işi üstlenmek.
Her söze cevap vermek.
Başkalarına ayırdığımız anlayışın birazını kendimize ayırsak…
Yorulduğumuzda dinlensek.
Bir dostumuzla konuşsak.
Telefonu bir süre kenara bıraksak.
İhtiyaç duyduğumuzda yardım istesek.
Dünya dönmeye devam eder.
Biz bazen sağlığımızı, bütün işler bittikten sonra ilgileneceğimiz bir mesele gibi görüyoruz.
Önce şu ödeme.
Önce şu iş.
Önce şu sıkıntı geçsin…
O işler bitmiyor.
Hayatın takvimi dolu.
İnsanın gücü sınırlı.
Çalışalım, kazanalım, sorumluluklarımızı yerine getirelim. Ama kendimizi sürekli ertelemeyelim.
Çünkü sofrada ekmek kadar, o sofraya sağlıkla oturabilmek de kıymetli.


