TEKNOFEST geldi.
Gölcük'ten geçti.
Ama öyle sessiz sedasız geçmedi.
Arkasında heyecan bıraktı.
Merak bıraktı.
Gülümseyen yüzler bıraktı.
En çok da çocuklara iyi geldi.
Uçağa baktılar.
Gemiye baktılar.
Teknolojiye dokundular.
Sorular sordular.
Hayal kurdular.
Belki de içlerinden biri o gün ilk kez, “Ben de yapabilirim” dedi.
Bir organizasyonun asıl başarısı da budur zaten.
Kaç kişinin geldiği değil…
Kaç çocuğun içinde bir merak uyandırdığıdır.
Ülke olarak neler yapabildiğimizi gördük.
Savunma sanayisini…
Bilimi…
Teknolojiyi…
Denizlerde ulaştığımız gücü…
Yıllarca tel örgülerin arkasından baktığımız tersanenin kapıları açıldı.
Askerle sivil aynı heyecanın içinde buluştu.
Gölcük, uzun bir aradan sonra kendi kimliğini yeniden hatırladı.
Çünkü bu kent tersaneyle büyüdü.
Donanmayla tanındı.
Denizle yaşadı.
Cumartesi akşamı konser vardı.
İnsanlar eğlendi.
Şarkılara eşlik etti.
Biriken stresini birkaç saatliğine de olsa unuttu.
Demek ki Gölcük'ün yalnızca yola, kaldırıma ve binaya ihtiyacı yokmuş.
Biraz müziğe…
Biraz eğlenceye…
Biraz da birlikte gülmeye ihtiyacı varmış.
Bunu yetkililerin de görmesi gerekiyor.
TEKNOFEST'in etkisi hemen hissedildi.
Bugün insanların yüzü biraz daha fazla gülüyor.
Şehir sanki moral depoladı.
Enerji topladı.
Bu etki ne kadar sürer, bilinmez.
Ama yediden yetmişe herkese iyi geldiği ortada.
Bazen bir kentin havasını değiştirmek için büyük laflara gerek yoktur.
Kapıları açarsınız.
Çocuklara hayal kuracakları bir alan verirsiniz.
İnsanları aynı meydanda buluşturursunuz.
Gerisi kendiliğinden gelir.
TEKNOFEST geldi ve geçti.
Fakat Gölcük'e önemli bir şeyi hatırlattı:
Bu kent içine kapanmak değil…
Buluşmak istiyor.
Eğlenmek istiyor.
Üretmek istiyor.
Ve en önemlisi…
Yeniden heyecan duymak istiyor.
Biraz moral depolanmış
Enerji depolanmış
Ne kadar gider bilinmez ama
7 den 70 e herkese iyi geldiği açıkça orta da


