Gölcükspor geçen sezon şampiyon oldu. Kupa kaldırdı. Şehri sevindirdi. Yeni sezon öncesinde ise en çok konuşulan konu futbol olmadı. Genel kurul oldu.
Koltuk oldu.
Yönetim oldu.
Neyse... O defter kapandı.
Başkan Kadir Özdemir ve yönetimi yola devam ediyor. Şimdi herkes yeni transferleri merak ediyor. Oysa asıl eksik, transfer listesinde hiç yok.
Tribün.
Futbolda en kolay iş futbolcu almaktır. Bulursun bir menajer, hazırlarsın bir forma, çekersin birkaç fotoğraf... Sosyal medya beğenilerle dolar. Ama boş tribünleri dolduracak bir imza töreni yoktur.
Çünkü taraftarın bonservisi olmaz.
Onu para değil, heyecan getirir.
Aidiyet getirir. Kendini o hikâyenin parçası hissetmesi getirir.
Bunu başaramıyorsan, dünyanın en iyi kadrosunu kur; alkış sesi yine yankı yapar.
İzmir'deki finali unutmadık. O gün otobüsler doldu, yollar doldu, tribünler doldu.
Gölcük, kilometreleri hiçe saydı.
Demek ki bu şehir takımını yalnız bırakmıyor.
Peki lig başlarken nerede oluyor bu insanlar? Evde mi futbol sevgileri bitiyor?
Hayır.
Demek ki birileri sadece finalin değil, sezonun da heyecanını satmayı beceremiyor. Şampiyonluk isteyen önce umut satmasını bilecek.
Bir zamanlar Kavaklı Stadı'nda boş koltuk bulmak zordu. Şimdi dolu koltuk bulmak zor.
Suçlu taraftar mı?
Kolaycılık budur işte.
Faturayı hep vatandaşa kesmek...
Tribün boşsa, önce dönüp aynaya bakacaksın. Maç bir etkinlik hâline getirildi mi?
Çocuk stada çekildi mi?
Esnafın, öğrencinin, ailenin bu takımın bir parçası olduğu hissettirildi mi?
Sadece transfer açıklayarak şehir ayağa kalksaydı, her sezon bütün takımlar şampiyon olurdu.
Gölcükspor'un bu yıl en pahalı forvete değil, en güçlü tribüne ihtiyacı var.
Çünkü futbol, sadece ayakla oynanan bir oyun değildir; yürekle de oynanır.
O yürek bazen saha kenarında değil, tribünde atar. Bu sezon yapılacak en büyük transfer, yeniden Gölcüklüyü tribüne döndürmektir.
O gün geldiğinde sadece tribünler dolmayacak. Şehrin futbola olan inancı da yeniden ayağa kalkacaktır.
Kalın sağlıcakla...


