Sosyal medyaya yeni düzen geliyor.
Yaş doğrulaması yapılacak. On beş yaşını doldurmamış çocuklara sosyal medya hizmeti sunulamayacak.
Bence yerinde bir adım.
Çünkü biz çocuklarımızı sokağa gönderirken tembih üstüne tembih ediyoruz.
“Tanımadığın insanla konuşma.”
“Kimsenin arabasına binme.”
“Bir şey olursa hemen haber ver.”
Sonra eline telefonu veriyoruz.
Dünyanın bütün yabancıları aynı anda çocuğun odasına giriyor.
Biz de salondan sesleniyoruz:
“Yemeğin soğuyor!”
Telefon küçük.
İçindeki dünya büyük.
O dünyada oyun da var, bilgi de var. Ama zorbalık da var, istismar da var, çocuğun kendisini yetersiz hissetmesine yol açan bir hayat yarışı da var.
Herkes güzel.
Herkes zengin.
Herkes mutlu.
Bir bizim çocuk matematikten düşük not almış!
Çocuk, gördüğü görüntünün arkasındaki ışığı, filtreyi, reklam anlaşmasını bilmiyor. Kendi hayatını başkasının hazırlanmış vitriniyle kıyaslıyor.
Sonra biz soruyoruz:
“Bu çocuk neden mutsuz?”
Yeni düzenlemede e-Devlet üzerinden yaş doğrulaması öngörülüyor. Burada korunması gereken iki şey var: Çocuğun güvenliği ve kullanıcının kişisel bilgileri.
İkisi de kıymetli.
Çocuğu koruyacağız diye insanların mahremiyetini kapının önüne koyamayız. Sistemin doğru, güvenli ve denetlenebilir işlemesi gerekiyor.
Bir de şu trol meselesi var.
Sahte fotoğrafın arkasına saklanıp hakaret eden, yalan yayan, insanları hedef gösteren hesaplardan hepimiz bıktık.
Ama yaşını doğrulayan herkesin vicdanını da doğruladığını sanmayalım.
Nüfus cüzdanı var diye insanın terbiyesi olmuyor.
Bu yüzden yaş denetiminin yanında platformların sorumluluğu da artmalı. Şikâyetler karşılık bulmalı. Tehdit, dolandırıcılık ve zorbalık karşısında etkili işlem yapılmalı.
Ben çocukları korumaya yönelik bu adımı destekliyorum. Emeği geçen yetkilileri de kutluyorum.
Ancak görev, düzenlemeyi yayımlayınca bitmiyor.
Anne babaya iş düşüyor.
Okula iş düşüyor.
En çok da çocuğun ekran başında geçirdiği her dakikadan kazanç sağlayan şirketlere iş düşüyor.
Çocuğun dikkatini paraya çevirirken çok beceriklisiniz.
Biraz da onu korurken becerikli olun.
Çünkü ekranın öbür ucunda yalnızca bir “kullanıcı” yok.
Bir çocuk var.
Ve çocuklarımızın büyümesini, takipçi sayısına bırakamayız.
Kalın sağlıcakla


