Bazı yürüyüşler kilometre hesabıyla ölçülmez. Bazı sesler, çıktığı meydandan çok daha uzağa ulaşır. Gölcük’te cuma namazının ardından atılan adımlar da Gazze’ye uzanan vicdan çağrısının bir parçasıydı.
9 Ekim Cuma günü…
Gölcük’te cuma namazı kılındı. İnsanlar camiden çıktı. Ama bu kez herkes evine gitmedi.
Tevfik Hoca Camii önünde bir araya gelen vatandaşlar, Gazze için yürüdü. Hedef Anıtpark’tı. Mesaj ise Gölcük’ün sınırlarını aşıyordu.
Gazze İçin Birlikte.
Gölcük Kudüs Gönüllüleri Platformu öncülüğünde düzenlenen yürüyüş, Filistin halkıyla dayanışma çağrısıydı. Ardından Anıtpark’ta üç gün sürecek etkinlikler planlandı. Gazze’nin hafızasını yaşatacak bir çadır, boykot farkındalık alanı, çocuklar için atölyeler…
Çünkü mesele yalnızca bir yürüyüş değildi. Mesele, dünyanın gözleri önünde yaşanan bir insani dram karşısında insanların ne yapacağıydı.
---
Bir şehir düşünün…
Tersaneleriyle, sanayisiyle, emeğiyle tanınan bir şehir.
Gölcük.
Bu kez üretimiyle değil, vicdanıyla ses veriyor.
Tevfik Hoca Camii’nden Anıtpark’a uzanan yol, haritada birkaç adımlık mesafe olabilir. Ama o yürüyüşün taşıdığı anlam, mesafeyle ölçülemez.
Bir çocuğun korkusu kilometre tanımaz.
Bir annenin gözyaşı sınır kapısında durmaz.
Bir insanın yaşam hakkı, dünyanın herhangi bir yerinde ihlal edildiğinde mesele yalnızca o coğrafyanın meselesi olmaktan çıkar.
İşte bu yüzden Gazze konuşuluyor. İşte bu yüzden insanlar meydanlarda buluşuyor.
---
Peki, bir yürüyüş neyi değiştirir?
Tek başına bir yürüyüş savaşın seyrini değiştirmeyebilir. Bir pankart, bir açıklama, bir meydan buluşması bütün sorunları bir anda çözmeyebilir.
Ama sessizliğin normalleşmesine itiraz eder.
Unutmaya karşı hafızayı diri tutar.
İnsanların kendilerini çaresiz hissettiği bir zamanda, dayanışmanın hâlâ mümkün olduğunu hatırlatır.
Anıtpark’ta yapılması planlanan etkinliklerin önemi de burada. Gazze’nin hikâyesini fotoğraflarla anlatmak, yaşananları unutturmamak, çocuklara barışın ve insanlığın dilini öğretmek…
Bunlar bir günlük gündemin ötesine geçebilecek adımlardır.
Elbette asıl ihtiyaç, sivillerin korunması, insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması ve kalıcı barışın sağlanmasıdır. Meydanlarda yükselen sesin, insan hayatını koruyan somut adımlarla karşılık bulması gerekir.
---
Gölcük’ten Gazze’ye…
Bir cuma namazının ardından başlayan yürüyüş, bize bir gerçeği yeniden hatırlattı:
İnsanlık, yalnızca kendi kapısının önünde yaşananlarla ilgilenmek değildir.
Uzakta yaşanan acıyı da görebilmektir.
Haksızlık karşısında söz söyleyebilmektir.
Ve en önemlisi, bir insanın hayatını diğerinden daha değersiz görmemektir.
Gölcük’te atılan adımların anlamı burada yatıyor.
Çünkü bazı sesler vardır; gücü, kaç desibel çıktığında değil, hangi vicdana ulaştığında saklıdır.
Gölcük yürüdü. Gazze için ses verdi. Şimdi beklenti, bu sesin daha fazla dayanışmaya, daha fazla insani yardıma ve sivillerin hayatını koruyacak somut adımlara dönüşmesidir.
İnsanlık susmasın.
Gazze unutulmasın.


