Yürümek istiyorsunuz.
Sadece yürümek…
Ne kimsenin yerinde gözünüz var ne de yolun ortasında macera arıyorsunuz.
Ama kaldırımda otomobil var.
Size kalan?
Asfalt.
Sonra bir sürücü camı açıp sesleniyor:
“Kaldırım var, neden yoldan yürüyorsun?”
Buyurun, anlatın.
Bir anne düşünün.
Bebek arabasını itiyor. Önünde kaldırıma park edilmiş bir araç. Yanından geçilecek yer yok.
Geri dönse başka engel, ileri gitse trafik…
Mecburen yola iniyor.
O aracı oraya bırakan kişi ise büyük ihtimalle şunu söylüyor:
“İki dakikalığına bıraktım.”
O iki dakika boyunca bebeğiyle yola inen annenin yaşadığı tehlikeyi kim üstleniyor?
Dörtlüleri yakmak, sorumluluğu söndürmüyor.
Bir de tekerlekli sandalye kullanan vatandaşın gözünden bakın sokağa.
Kaldırım yapılmış.
Rampa da var.
Rampanın önüne araç park edilmiş.
Kâğıt üzerinde erişilebilir bir şehir…
Sokağa çıkınca geçit vermeyen bir düzen.
Görme engelli vatandaş için yapılan hissedilebilir yüzeyin üstüne pano konulmuşsa, o yolun sarıya boyanmış olması neyi değiştirir?
Bir hizmetin yapılması kadar kullanılabilmesi de önemlidir.
Gölcük’te rahatça yürüyebilmek için insanın sürekli güzergâh hesaplaması gerekmemeli.
Kaldırımda yürümek, engelli parkurunu tamamlamaya dönüşmemeli.
Hele yaşlılar için…
Elinde bastonuyla adımını dikkatle atan bir insanı, iki aracın arasından trafiğe çıkmaya mecbur bırakmanın açıklaması yok.
Elbette otopark ihtiyacı konuşulmalı.
Ama çözüm bulunana kadar bütün yük yayaya bırakılamaz.
Her gün aynı yerde yaşanan işgal, zamanla hakka dönüşmez. Denetimin amacı da yalnızca ceza kesmek değil, geçişi sürekli açık tutmak olmalı.
Bugün açılan kaldırım, yarın yeniden kapanıyorsa sorun çözülmüş sayılmaz.
Şehirde saygı bazen çok küçük bir yerde başlar.
Bir rampanın önünü boş bırakmakta…
Bir panoyu biraz içeri almakta…
“Ben buraya park edersem başkası nereden geçer?” diye düşünmekte…
Hepimiz bir noktada aracımızdan iniyoruz.
O anda sürücülüğümüz bitiyor, yayalığımız başlıyor.
Dün önünü kapattığımız kaldırımda bugün kendimiz yer arıyoruz.
Kaldırım kimin?
Yürümeye ihtiyacı olan herkesin.
O hâlde biraz yer açalım.
Birbirimize.
Kalın sağlıcakla


