Son yıllarda işsizlik oranlarının artışı, birçok sektörde kendini göstermekte. Ancak bu durumun ardında yatan asıl sebepler daha derin bir analizi gerektiriyor. İş arayan bireylerin, iş ilanlarında karşıladığı şirketlerin sunduğu imkanlar ve mülakat süreçleri, çoğu zaman gerçeği yansıtmayacak şekilde parlayarak göz alıyor. Kurumsal kimlik iddiasında bulunan bu firmalar, çalışanlarına karşı vaatlerde bulunsa da, çoğu zaman bu sözlerin arkasında durmamaktadırlar.
Birçok işletme, çeşitli pozisyonlara uygun insan kaynakları ararken, çalışanlardan fazlasını bekliyorlar. Örneğin, bir elektrik ustası alındığında, bu kişinin sadece elektrik işlerinden sorumlu olmasının ötesinde, evdeki küçük tamirat işlerine ya da patronun kişisel işlerine de koşturulmasını talep ediliyor. Bu yaklaşım, çalışanın motivasyonunu ve iş tatminini anında etkiliyor; çünkü ekonomik sıkıntılar nedeniyle, çalışanlar düşük maaşlar için kendi yeterliliklerini sorgulamak zorunda kalıyor.
Yönetici pozisyonları da benzer bir durumla karşı karşıya. Kağıt üzerinde yönetici olan bireyler, gerçek anlamda yetki ve karar verme hakkına sahip değiller. Patron, bütün kararları kendi görüşleriyle şekillendirirken, çalışanların bilgi birikimi ve deneyimleri dikkate alınmadan sadece figüran olarak orada bulunduruluyor. Bu nedenle, yönetici pozisyonundaki kişilerin, ekibini verimli bir şekilde yönlendirmesi zor hale geliyor. Birçok işe giriş ve çıkış meydana geliyor; bu da işsizlik sorununun daha da derinleşmesine neden oluyor.
Görünürde kurumsal bir yapıya sahip olan bu firmaların, içerideki belirsizlik ve yetki eksiklikleri, çalışanların güvenini zedeliyor. Güven ilişkisi olmadan, bir çalışanın motivasyonunu artırmak ve verimli sonuçlar almak oldukça zor. Çalışanların katkılarını değerlendirecek bir ortam sağlanmadığında, şirketlerin sorunları da asla bitmiyor. Ciddi yöneticiler ve yeterli personelin yokluğu, sorunların kalıcı hale gelmesine yol açıyor.
Sonuç olarak, iş dünyası daha iyi bir gelecek inşa etmek yerine, sorunlarımızı örtbas eden bir yapıya bürünüyor. İşverenlerin, kurumsal kimliklerini oluşturmanın yanı sıra, çalışanlarına gerçek anlamda değer vermeleri ve onlara yetki tanımaları şart. Aksi takdirde, işsizlik oranları artmaya devam edecek ve bu döngü asla kırılmayacaktır. Bu gerçeklerin üstesinden gelmek, ancak sağlıklı bir iş ilişkisi ve gerçekten kurumsal bir yapı oluşturmakla mümkün.
Kalın sağlıcaklaA

