yeni göclük
Vecdi ŞENEMRE
Köşe Yazarı
Vecdi ŞENEMRE
 

HANİ NEREDE VİCDAN

Bir ülkede sofraya konulan ekmek küçülüyorsa, vatandaş temel gıdaya ulaşmakta zorlanıyorsa, bunun sebebi yalnızca ekonomik kriz değildir; vicdan krizidir aynı zamanda.  Beyaz et sektöründe faaliyet gösteren 13 şirkete yönelik operasyon ve haksız fiyat artışı iddiaları, toplumun uzun süredir içinde biriken öfkesini yeniden gün yüzüne çıkardı. Çünkü vatandaş artık sadece zamlarla değil, fırsatçılık şüphesiyle de mücadele ediyor. Özellikle dar gelirli insanlar için tavuk eti, lüks değil zorunlu bir besin kaynağı haline gelmişken, bu alanda yaşanan fiyat oyunları toplum vicdanını derinden yaralıyor. Ne gariptir ki ülkemizde bazı dönemler adeta zam mevsimine dönüşüyor. Ramazan ayı gelir, et ve gıda fiyatları yükselir; yaz gelir, mangal sezonu bahanesiyle beyaz ete yeni zamlar yapılır. Oysa paylaşmanın, dayanışmanın ve ahlakın öne çıkması gereken zamanlarda, bazı kesimlerin bunu kazanç fırsatına çevirmesi büyük bir çelişkidir. İnançlarımızın merkezinde kul hakkı, dürüstlük ve hakkaniyet varken; ticarette vicdanın geri plana itilmesi toplumun güven duygusunu zedeliyor. Elbette serbest piyasa ekonomisi vardır; arz-talep dengesi önemlidir. Ancak serbest piyasa, keyfi fiyat belirlemek ya da vatandaşın çaresizliğini fırsata çevirmek anlamına gelmez.  Ekonomik şartların ağır olduğu, emeklinin ay sonunu getiremediği, asgari ücretlinin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı bir ortamda yapılan her fırsatçı hamle, yalnızca bireyi değil toplumun tamamını etkiler. Çünkü yüksek fiyatlar sadece cebi değil, umutları da tüketir. Ticaret yalnızca para kazanmak değildir; güven kazanmaktır aynı zamanda. Hakkıyla çalışan, emeğinin karşılığını dürüstçe alan ve fırsatçılığa tenezzül etmeyen esnaflar, işletmeler elbette var. Ancak ne yazık ki bugün onların sesi çoğu zaman duyulmuyor.  Oysa ekonomik düzenin ayakta kalması için sadece denetim değil, güçlü bir ticari ahlak anlayışı da gerekiyor. İnsanların birbirini sömürmeden kazanç sağlayabildiği bir düzen, toplumun geleceği için en büyük ihtiyaçlardan biridir. Firmalara kesilen cezalar ise kamuoyunda başka bir soruyu beraberinde getiriyor: Bu cezalar gerçekten caydırıcı mı?  Eğer kesilen yaptırımlar, elde edilen kazançların yanında küçük bir bedel olarak görülüyorsa, o zaman sorun çözülmez, sadece ertelenmiş olur. Vatandaşın beklentisi yalnızca ceza kesilmesi değil; adaletin hissedilmesi, fiyat istikrarının sağlanması ve bir daha aynı fırsatçılığın yaşanmamasıdır. Çünkü bir toplumun ekonomisini ayakta tutan şey sadece rakamlar değil, adalet ve güvendir. Kalın sağlıcakla
Ekleme Tarihi: 16 Haziran 2026 -Salı

HANİ NEREDE VİCDAN

Bir ülkede sofraya konulan ekmek küçülüyorsa, vatandaş temel gıdaya ulaşmakta zorlanıyorsa, bunun sebebi yalnızca ekonomik kriz değildir; vicdan krizidir aynı zamanda. 

Beyaz et sektöründe faaliyet gösteren 13 şirkete yönelik operasyon ve haksız fiyat artışı iddiaları, toplumun uzun süredir içinde biriken öfkesini yeniden gün yüzüne çıkardı. Çünkü vatandaş artık sadece zamlarla değil, fırsatçılık şüphesiyle de mücadele ediyor. Özellikle dar gelirli insanlar için tavuk eti, lüks değil zorunlu bir besin kaynağı haline gelmişken, bu alanda yaşanan fiyat oyunları toplum vicdanını derinden yaralıyor.

Ne gariptir ki ülkemizde bazı dönemler adeta zam mevsimine dönüşüyor. Ramazan ayı gelir, et ve gıda fiyatları yükselir; yaz gelir, mangal sezonu bahanesiyle beyaz ete yeni zamlar yapılır. Oysa paylaşmanın, dayanışmanın ve ahlakın öne çıkması gereken zamanlarda, bazı kesimlerin bunu kazanç fırsatına çevirmesi büyük bir çelişkidir. İnançlarımızın merkezinde kul hakkı, dürüstlük ve hakkaniyet varken; ticarette vicdanın geri plana itilmesi toplumun güven duygusunu zedeliyor.

Elbette serbest piyasa ekonomisi vardır; arz-talep dengesi önemlidir. Ancak serbest piyasa, keyfi fiyat belirlemek ya da vatandaşın çaresizliğini fırsata çevirmek anlamına gelmez. 
Ekonomik şartların ağır olduğu, emeklinin ay sonunu getiremediği, asgari ücretlinin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı bir ortamda yapılan her fırsatçı hamle, yalnızca bireyi değil toplumun tamamını etkiler. Çünkü yüksek fiyatlar sadece cebi değil, umutları da tüketir.

Ticaret yalnızca para kazanmak değildir; güven kazanmaktır aynı zamanda. Hakkıyla çalışan, emeğinin karşılığını dürüstçe alan ve fırsatçılığa tenezzül etmeyen esnaflar, işletmeler elbette var. Ancak ne yazık ki bugün onların sesi çoğu zaman duyulmuyor. 
Oysa ekonomik düzenin ayakta kalması için sadece denetim değil, güçlü bir ticari ahlak anlayışı da gerekiyor. İnsanların birbirini sömürmeden kazanç sağlayabildiği bir düzen, toplumun geleceği için en büyük ihtiyaçlardan biridir.

Firmalara kesilen cezalar ise kamuoyunda başka bir soruyu beraberinde getiriyor: Bu cezalar gerçekten caydırıcı mı? 
Eğer kesilen yaptırımlar, elde edilen kazançların yanında küçük bir bedel olarak görülüyorsa, o zaman sorun çözülmez, sadece ertelenmiş olur. Vatandaşın beklentisi yalnızca ceza kesilmesi değil; adaletin hissedilmesi, fiyat istikrarının sağlanması ve bir daha aynı fırsatçılığın yaşanmamasıdır. Çünkü bir toplumun ekonomisini ayakta tutan şey sadece rakamlar değil, adalet ve güvendir.

Kalın sağlıcakla

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve golcukhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.