Yıllardır Türk siyasetinde önemli bir yere sahip olan Kemal Kılıçdaroğlu'nun mahkeme kararıyla yeniden CHP Genel Başkanlığı'na gelmesi, sadece parti içinde değil, toplumun geniş kesimlerinde de ciddi tartışmalara neden oldu. Günlerdir ülkenin en önemli gündem maddelerinden biri haline gelen bu gelişme, beraberinde "Vatandaş ne düşünüyor?" sorusunu da gündeme taşıdı. Çünkü siyasette asıl meşruiyetin kaynağı mahkeme salonları değil, halkın vicdanı ve sandığın iradesidir.
Bir siyasi liderin etrafındaki birkaç milletvekilinin ya da kendisine yakın isimlerin desteğine bakarak yol çizmesi yeterli değildir. Özellikle CHP'ye oy verenlerin yanı sıra, geçmişte destek vermiş veya gelecekte vermeyi düşünen seçmenlerin görüşleri de büyük önem taşımaktadır. Bugün sokakta konuşulanlara kulak verildiğinde, farklı siyasi görüşlerden insanların ortak bir noktada buluştuğu görülüyor. Pek çok kişi, seçimlerde defalarca başarısız olmuş bir ismin yeniden aynı yöntemlerle partinin başına gelmesini sorguluyor ve bir an önce kurultaya gidilmesi gerektiğini savunuyor.
Aslında geçmişte yaşananlar, siyasette sokağın sesini duymanın ne kadar önemli olduğunu göstermişti. Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Meral Akşener'in, "Vatandaş Ekrem İmamoğlu veya Mansur Yavaş diyor, gelin halkın sesine kulak verelim" çağrısı hâlâ hafızalarda yerini koruyor. Ancak o dönemde bu çağrı karşılık bulmadı ve muhalefet seçimleri kaybetti. Belki bu isimlerden biri aday olsaydı yine kaybedeceklerdi ama halk istedi bizde aday gösterdik ama olmadı denirdi.Bugün yaşanan süreç, geçmişte yapılan tercihlerin yeniden sorgulanmasına neden oluyor.
Siyaset, halktan kopulduğunda güç kaybeder. Liderlerin en büyük pusulası, kendilerine alkış tutan dar çevreler değil, vatandaşın beklentileri olmalıdır. Eğer Kemal Kılıçdaroğlu toplumdaki tepkiyi, seçmenin beklentilerini ve parti tabanındaki huzursuzluğu dikkate alarak hareket eder, hızlı bir şekilde demokratik bir kurultayın önünü açarsa hem parti içindeki gerginliği azaltabilir hem de CHP'nin geleceği adına önemli bir adım atabilir. Aksi halde yaşanan kırgınlıkların sandığa yansıması kaçınılmaz olabilir.
Önümüzdeki günler, sadece Kemal Kılıçdaroğlu'nun değil, CHP'nin de geleceği açısından belirleyici olacak. Siyasetin en büyük öğretmeni halktır. Sokaktan yükselen seslere kulak verenler tarih boyunca ayakta kalmayı başarmış, toplumun beklentilerini görmezden gelenler ise ağır bedeller ödemiştir. Şimdi gözler Kemal Kılıçdaroğlu'nda. Bakalım bu kez sokağın sesini duyacak mı, yoksa geçmişte yapılan hatalar tekrarlanacak mı?
Kalın sağlıcakla

