yeni göclük
yeni göclük
Vecdi ŞENEMRE
Köşe Yazarı
Vecdi ŞENEMRE
 

GÖLCÜK'ÜN EL FRENİ ÇEKİLİ KALMIŞ

Gölcük'te gün içinde esnaf ziyaretleri yapıyorum. Kahveye giriyorum, berbere uğruyorum, çay ocağında oturuyorum... Konu hiç şaşmıyor. Beş dakika sonra sohbet dönüyor dolaşıyor aynı yere geliyor. Trafik... Park... Sosyal yaşam... Yani yıllardır konuşulan, yıllardır çözülemeyen meseleler. Bazı ilçelerin derdi büyümektir. Gölcük'ün derdi ise yerinde saymaktır. Aynı cümleleri on yıldır dinliyoruz. "Arabayı nereye bırakacağız?" sorusu artık Gölcük'ün sloganı olmuş durumda. Öyle ki bazı sokaklarda araç park edecek yer bulmayı geçtik, yayaların yürüyeceği kaldırım bile kalmamış. Kaldırımlar otomobillerin, yollar kamyonların, vatandaş ise kendine bir metre yol arıyor. Sonra dönüp soruyoruz; "Esnaf neden iş yapamıyor?" Çünkü müşteri daha gelmeden vazgeçiyor. Telefonda şu cümleyi kaç kez duyduk: "Boş ver Gölcük'e girmeyelim, arabayı park edemeyiz. Başiskele'ye gidelim... İzmit'e geçelim..." İşte kaybettiğimiz müşteri budur. Reklamla değil, otoparksızlıkla kaçırıyoruz insanları. Kendi elimizle komşu ilçelerin ekonomisine katkı sağlıyoruz. Sonra da dönüp "Çarşı neden hareketlenmiyor?" diye toplantılar yapıyoruz. Bir de işin sosyal tarafı var. Akşam saat sekizi geçti mi Gölcük sessizliğe bürünüyor. Büfe açık... Birkaç çay ocağı açık... Hepsi bu. Çünkü Gölcük yıllardır gündüz çalışan, akşam uyuyan bir ilçe hâline geldi. Sabah dokuzda kepenk açılıyor, akşam yedide kapanıyor. Sonra herkes evine... Ama nereye? Başiskele'ye, İzmit'e, Karamürsel'e... Çünkü insanlar sadece alışveriş yapmak istemiyor; vakit geçirmek, nefes almak, çocuklarını gezdirmek istiyor. Yıllardır "AVM olsun" deniliyor. Mesele sadece alışveriş merkezi değil aslında. Mesele insanların ilçede kalmasını sağlayacak yaşam alanları oluşturabilmek. Sinemasıyla, kafesiyle, sosyal donatılarıyla yaşayan bir şehir kurabilmek. İnsanlar para harcamak için değil, zaman geçirmek için de bir sebep arıyor. Gölcük ise maalesef bu sebebi hâlâ veremiyor. Bir de şu meşhur cümle var... "Gölcük cazibe merkezi olacak." Güzel söz... Peki ne zaman? Bu sorunun cevabını artık afişlerde değil, sokaklarda görmek istiyoruz. Çünkü cazibe merkezi olmak sloganla olmaz. İnsan önce rahat ulaşır. Sonra rahat park eder. Sonra yürür. Sonra oturur. Sonra vakit geçirir. Sonra alışveriş yapar. İşte şehir dediğin böyle yaşar. Gölcük'ün potansiyeli var mı? Fazlasıyla var. Denizi var. Tarihi var. Sanayisi var. İnsan gücü var. Eksik olan tek şey; yıllardır konuşulan sorunlara cesaretle dokunacak irade. Artık Gölcük'ün el frenini çekili bırakan alışkanlıklardan kurtulma zamanı geldi. Çünkü bu ilçe, günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir vizyonu fazlasıyla hak ediyor.   Kalın sağlıcakla   
Ekleme Tarihi: 30 Temmuz 2026 -Perşembe

GÖLCÜK'ÜN EL FRENİ ÇEKİLİ KALMIŞ

Gölcük'te gün içinde esnaf ziyaretleri yapıyorum. Kahveye giriyorum, berbere uğruyorum, çay ocağında oturuyorum... Konu hiç şaşmıyor. Beş dakika sonra sohbet dönüyor dolaşıyor aynı yere geliyor. Trafik... Park... Sosyal yaşam... Yani yıllardır konuşulan, yıllardır çözülemeyen meseleler.

Bazı ilçelerin derdi büyümektir. Gölcük'ün derdi ise yerinde saymaktır. Aynı cümleleri on yıldır dinliyoruz. "Arabayı nereye bırakacağız?" sorusu artık Gölcük'ün sloganı olmuş durumda. Öyle ki bazı sokaklarda araç park edecek yer bulmayı geçtik, yayaların yürüyeceği kaldırım bile kalmamış. Kaldırımlar otomobillerin, yollar kamyonların, vatandaş ise kendine bir metre yol arıyor.

Sonra dönüp soruyoruz; "Esnaf neden iş yapamıyor?" Çünkü müşteri daha gelmeden vazgeçiyor. Telefonda şu cümleyi kaç kez duyduk: "Boş ver Gölcük'e girmeyelim, arabayı park edemeyiz. Başiskele'ye gidelim... İzmit'e geçelim..." İşte kaybettiğimiz müşteri budur. Reklamla değil, otoparksızlıkla kaçırıyoruz insanları. Kendi elimizle komşu ilçelerin ekonomisine katkı sağlıyoruz. Sonra da dönüp "Çarşı neden hareketlenmiyor?" diye toplantılar yapıyoruz.

Bir de işin sosyal tarafı var. Akşam saat sekizi geçti mi Gölcük sessizliğe bürünüyor. Büfe açık... Birkaç çay ocağı açık... Hepsi bu. Çünkü Gölcük yıllardır gündüz çalışan, akşam uyuyan bir ilçe hâline geldi. Sabah dokuzda kepenk açılıyor, akşam yedide kapanıyor. Sonra herkes evine... Ama nereye? Başiskele'ye, İzmit'e, Karamürsel'e... Çünkü insanlar sadece alışveriş yapmak istemiyor; vakit geçirmek, nefes almak, çocuklarını gezdirmek istiyor.

Yıllardır "AVM olsun" deniliyor. Mesele sadece alışveriş merkezi değil aslında. Mesele insanların ilçede kalmasını sağlayacak yaşam alanları oluşturabilmek. Sinemasıyla, kafesiyle, sosyal donatılarıyla yaşayan bir şehir kurabilmek. İnsanlar para harcamak için değil, zaman geçirmek için de bir sebep arıyor. Gölcük ise maalesef bu sebebi hâlâ veremiyor.

Bir de şu meşhur cümle var... "Gölcük cazibe merkezi olacak."

Güzel söz...

Peki ne zaman?

Bu sorunun cevabını artık afişlerde değil, sokaklarda görmek istiyoruz.

Çünkü cazibe merkezi olmak sloganla olmaz.

İnsan önce rahat ulaşır.

Sonra rahat park eder.

Sonra yürür.

Sonra oturur.

Sonra vakit geçirir.

Sonra alışveriş yapar.

İşte şehir dediğin böyle yaşar.

Gölcük'ün potansiyeli var mı?

Fazlasıyla var.

Denizi var.

Tarihi var.

Sanayisi var.

İnsan gücü var.

Eksik olan tek şey; yıllardır konuşulan sorunlara cesaretle dokunacak irade.

Artık Gölcük'ün el frenini çekili bırakan alışkanlıklardan kurtulma zamanı geldi.

Çünkü bu ilçe, günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir vizyonu fazlasıyla hak ediyor.

 

Kalın sağlıcakla 

 
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve golcukhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.