Bir şehrin ışıkları dükkânlarında yanar. O ışıklar sönerse, mesele yalnızca kepenk indiren esnaf değildir!
Sabah erkenden dükkânını açıyor.
Önce ışıkları yakıyor. Sonra tezgâhını düzeltiyor. Camı siliyor, ürünlerini yerleştiriyor. Çayı koyuyor. Müşteriyi bekliyor.
Saat ilerliyor…
Bir müşteri giriyor, fiyat soruyor, çıkıyor. Bir başkası bakıyor, düşünüyor, alışverişi erteliyor.
Esnaf yine bekliyor.
Ama elektrik faturası beklemiyor. Kira beklemiyor. Vergi beklemiyor. Tedarikçi beklemiyor.
Ayın sonu geliyor.
Kasaya bakıyor.
Bir de ödemelere…
İşte Gölcük esnafının meselesi tam da burada başlıyor.
Satış yapmak başka, para kazanmak başka. Dükkân açık tutmak başka, ayakta kalabilmek bambaşka!
Gölcük’ün çarşısında dolaşın. Bir esnafla konuşun. Ona yalnızca işlerinin nasıl olduğunu sormayın. Bir de şu soruyu sorun:
“Bugün dükkânınızı kapatsanız, yarın ne yapacaksınız?”
İşte o zaman meselenin yalnızca ticaret olmadığını anlarsınız.
Çünkü esnaf, bu şehrin ekonomik hafızasıdır. Mahallesini tanır. Müşterisini tanır. Kimin alışverişini veresiye yazdırdığını, kimin ay sonunu getirmekte zorlandığını bilir.
Esnaf, ekonomiyi yalnızca rakamlardan okumaz. Ekonominin nabzını kasasında tutar.
⸻
Peki, Gölcük çarşısında işler neden eskisi kadar kolay değil?
Vatandaşın alım gücü, artan işletme giderleri, kira yükü ve değişen alışveriş alışkanlıkları…
Bunların her biri ayrı bir mesele.
Vatandaş daha hesaplı alışveriş yapmak istiyor. Esnaf maliyetlerini karşılamak istiyor. İkisi de haklı.
Bir tarafta cebindeki parayla ay sonunu getirmeye çalışan vatandaş, diğer tarafta dükkânını döndürmeye çalışan esnaf…
Vatandaşın cebiyle esnafın kasası aynı ekonomik hikâyenin iki ayrı sayfasıdır.
Birini görüp diğerini görmezden gelerek çözüm üretilemez.
Elbette internetten alışveriş var. Büyük mağazalar var. Zincir marketler var. Fiyat karşılaştırmaları var.
Değişen dünyaya kimsenin itirazı yok.
Ama şu soru da ortada duruyor:
Yerel esnaf bu değişimin neresinde?
Gölcük’te alışverişi yeniden canlandırmak için ne yapılıyor? Vatandaşın çarşıya gelmesini kolaylaştıracak adımlar yeterince konuşuluyor mu? Otopark, ulaşım, yaya erişimi ve şehir merkezinin canlılığı birlikte ele alınıyor mu?
Çünkü insanları çarşıya çağırmak yetmez. Çarşıya ulaşabilmelerini, rahatça dolaşabilmelerini ve alışveriş yapabilecekleri bir ortam bulmalarını da sağlamak gerekir.
Bir ilçenin ticareti yalnızca dükkân sahiplerinin çabasıyla büyümez. Şehrin tamamı bu ticaretin parçasıdır.
⸻
Bir de şu meşhur cümle var:
“Vatandaş yerel esnaftan alışveriş yapsın!”
Peki, vatandaş neden yapsın?
Bu soruya kızmadan cevap vermek gerekiyor.
Çünkü vatandaş da hesabını yapmak zorunda. Fiyatı karşılaştıracak, bütçesini koruyacak, ihtiyacını en uygun şekilde karşılamaya çalışacak.
Yerel esnafın desteklenmesi önemli. Ancak bu desteğin kalıcı olması için vatandaşın karşısına yalnızca bir çağrı değil; ulaşılabilir fiyat, kaliteli hizmet, güven ve alışverişi kolaylaştıran bir çarşı da çıkmalı.
Esnafın da yeni alışveriş alışkanlıklarına uyum sağlaması, dijital satış kanallarını değerlendirmesi, müşteri ilişkilerini güçlendirmesi ve ortak hareket etmesi gerekiyor.
Belediyelerin, meslek odalarının ve ilgili kurumların da kendi sorumluluk alanlarında neler yapabileceğini ortaya koyması gerekiyor.
Mesele bir tarafı suçlamak değil.
Mesele, herkesin kendi payına düşeni görmesi.
⸻
Peki, Gölcük esnafı ne istiyor?
Öncelikle dinlenmek istiyor.
Sorunlarını anlatırken yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanmak değil, yılın her günü muhatap bulmak istiyor.
Çarşıya müşteri gelsin istiyor. Ulaşım kolaylaşsın istiyor. İşletme giderlerinin altında ezilmeden işini sürdürebilmek istiyor.
Gençler kendi ilçesinde ticaret yapabilsin, yeni işletmeler açılabilsin, mevcut işletmeler kapanmak zorunda kalmasın istiyor.
Bunlar büyük laflar değil. Bir ilçenin ekonomik hayatını ayakta tutmak için konuşulması gereken temel meseleler.
Peki, kim dinliyor?
Bu sorunun cevabı yalnızca bir kurumun kapısında aranamaz.
Yerel yönetim, esnaf odaları, sivil toplum kuruluşları, işletmeler ve vatandaş…
Herkesin bu tabloda bir yeri var.
Esnafın sorunlarını dinlemek kadar, bu sorunlardan hangilerinin çözülebileceğini belirlemek, sorumluları ortaya koymak ve atılan adımların sonuçlarını takip etmek de önemli.
Toplantılar yapılabilir. Ziyaretler gerçekleştirilebilir. Fotoğraflar çekilebilir.
Ama asıl mesele, ziyaret bittikten sonra ne olduğudur.
Esnafın elini sıkmak güzeldir. Asıl mesele, elini sıktıktan sonra derdini unutmamaktır.
⸻
Gölcük’ün çarşısı yalnızca alışveriş yapılan bir yer değildir.
Burası bir ilçenin gündelik hayatıdır. İnsanların karşılaştığı, selamlaştığı, yıllardır tanıdığı dükkânlara uğradığı bir yaşam alanıdır.
Bir dükkân kapandığında yalnızca bir tabela eksilmez. Bazen yılların emeği, bir ailenin geçimi ve mahallenin alışkanlığı da o kepenkle birlikte kapanır.
Elbette her işletmenin ayakta kalması için bütün şartları kamu kurumlarının oluşturması mümkün değildir. Ticaretin kendi kuralları, rekabetin kendi gerçekleri vardır.
Ama yerel ekonomiyi güçlendirmek için yapılabilecekleri konuşmak, uygulanabilir çözümler geliştirmek ve sonuçlarını takip etmek mümkündür.
Gölcük’te esnafın sesini daha güçlü duyuracak ortak bir çalışma yapılabilir mi?
Çarşıya hareketlilik kazandıracak etkinlikler, yerel alışveriş kampanyaları, erişim ve otopark düzenlemeleri, dijital tanıtım çalışmaları bir arada değerlendirilebilir mi?
Esnafın sorunları belirli aralıklarla dinlenip kamuoyuyla paylaşılabilir mi?
Bunlar tartışılmayı hak eden sorular.
Çünkü çözüm, önce sorunu doğru tarif etmekle başlar.
Ve artık şu gerçeği kabul etmek gerekiyor:
Bir ilçenin gelişmişliği yalnızca yapılan binalarla, açılan yollarla, düzenlenen meydanlarla ölçülmez.
O ilçenin esnafı işini sürdürebiliyor mu? Gençler yeni işletme açmaya cesaret edebiliyor mu? Vatandaş çarşıda rahatça dolaşabiliyor mu? Yerel ekonomi kendi içinde canlılığını koruyabiliyor mu?
Bunlar da en az diğer yatırımlar kadar önemli.
Gölcük’ün çarşısı yaşarsa, şehir kazanır.
Esnaf kazanırsa, istihdam kazanır.
Vatandaşın alım gücü korunursa, ticaret kazanır.
Bunun için de yalnızca iyi niyet yetmez; plan, iş birliği ve takip gerekir.
Şimdi soruyu bir kez daha soralım: Gölcük esnafı ne istiyor, kim dinliyor?
Belki de daha önemli soru şu:
Dinliyorsak, neyi değiştirmek için harekete geçiyoruz?
Çünkü esnafın istediği yalnızca birinin kendisini dinlemesi değil.
Derdinin anlaşılması, çözümün konuşulması ve emeğinin karşılığını alabileceği bir ticaret ortamının oluşması.
Gölcük’ün çarşısında bugün sorulması gereken soru budur.
Yarın çok geç olmadan…
Çünkü kepenkler her sabah açılabilir. Ama bir gün kapanan dükkânı yeniden açmak, her zaman o kadar kolay değildir.
Kalın sağlıcakla
