yeni göclük
Vecdi ŞENEMRE
Köşe Yazarı
Vecdi ŞENEMRE
 

GERÇEK YOKLUK HANGİSİYDİ ?

Aşure ayı geldi. Evlerde yeniden aşure kazanları kuruluyor, mutfakları tarçın ve karanfil kokusu sarıyor. Rivayete göre aşure, büyük tufanın ardından Hz. Nuh'un gemisinin karaya oturmasıyla birlikte elde kalan son malzemelerin bir araya getirilmesiyle ortaya çıktı. Yokluğun içinden doğan bu bereket yemeği, yüzyıllardır paylaşmanın, dayanışmanın ve komşuluğun en güzel simgelerinden biri olarak sofralarımızdaki yerini koruyor. Ancak bugün gelinen noktada, aşurenin hikâyesini düşündüren başka bir gerçek var. Bir zamanlar elde kalan malzemelerle yapılan aşureyi, bugün yapmak için market raflarından buğday, nohut, kuru fasulye, kuru kayısı, kuru incir, kuru üzüm, ceviz, fındık, nar, tarçın, karanfil ve şekeri almak bile birçok aile için ciddi bir maliyet anlamına geliyor. Bereketin sembolü olan aşure, ne yazık ki dar gelirli vatandaş için hesap kitap yapılarak hazırlanabilecek bir tatlı hâline geldi. İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Gerçek yokluk hangisiydi? Büyük tufanın ardından elde kalan son malzemelerle yapılan o aşure mi, yoksa bugün marketler dolu olmasına rağmen emeklinin, asgari ücretlinin ve dar gelirli vatandaşın o malzemelere ulaşmakta zorlandığı bu dönem mi? Raflarda ürünlerin bulunması, herkesin onları alabilecek güce sahip olduğu anlamına gelmiyor. Oysa aşure sadece bir tatlı değildir. Aynı zamanda paylaşmanın, komşunun kapısını çalmanın ve birlik olmanın sembolüdür. Eğer bugün birçok evde aşure kazanı ekonomik sebeplerle kaynamıyor, insanlar komşusuna bir tas aşure götürmeyi bile hesap etmek zorunda kalıyorsa, üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir toplumsal tabloyla karşı karşıyayız. Geleneklerin yaşaması, sadece kültürel mirasla değil, insanların alım gücüyle de doğrudan ilgilidir. Dileğim odur ki gelecek yıllarda aşure konuşulurken malzemelerin fiyatı değil, paylaşmanın güzelliği konuşulsun. Hiç kimse ekonomik nedenlerle bu geleneği yaşatmaktan vazgeçmek zorunda kalmasın. Çünkü aşureyi değerli kılan içindeki malzemelerin çokluğu değil, aynı kazanda kaynayan umut, bereket ve dayanışma ruhudur.
Ekleme Tarihi: 28 Haziran 2026 -Pazar

GERÇEK YOKLUK HANGİSİYDİ ?

Aşure ayı geldi. Evlerde yeniden aşure kazanları kuruluyor, mutfakları tarçın ve karanfil kokusu sarıyor. Rivayete göre aşure, büyük tufanın ardından Hz. Nuh'un gemisinin karaya oturmasıyla birlikte elde kalan son malzemelerin bir araya getirilmesiyle ortaya çıktı. Yokluğun içinden doğan bu bereket yemeği, yüzyıllardır paylaşmanın, dayanışmanın ve komşuluğun en güzel simgelerinden biri olarak sofralarımızdaki yerini koruyor.

Ancak bugün gelinen noktada, aşurenin hikâyesini düşündüren başka bir gerçek var. Bir zamanlar elde kalan malzemelerle yapılan aşureyi, bugün yapmak için market raflarından buğday, nohut, kuru fasulye, kuru kayısı, kuru incir, kuru üzüm, ceviz, fındık, nar, tarçın, karanfil ve şekeri almak bile birçok aile için ciddi bir maliyet anlamına geliyor. Bereketin sembolü olan aşure, ne yazık ki dar gelirli vatandaş için hesap kitap yapılarak hazırlanabilecek bir tatlı hâline geldi.

İnsan ister istemez şu soruyu soruyor: Gerçek yokluk hangisiydi? Büyük tufanın ardından elde kalan son malzemelerle yapılan o aşure mi, yoksa bugün marketler dolu olmasına rağmen emeklinin, asgari ücretlinin ve dar gelirli vatandaşın o malzemelere ulaşmakta zorlandığı bu dönem mi? Raflarda ürünlerin bulunması, herkesin onları alabilecek güce sahip olduğu anlamına gelmiyor.

Oysa aşure sadece bir tatlı değildir. Aynı zamanda paylaşmanın, komşunun kapısını çalmanın ve birlik olmanın sembolüdür. Eğer bugün birçok evde aşure kazanı ekonomik sebeplerle kaynamıyor, insanlar komşusuna bir tas aşure götürmeyi bile hesap etmek zorunda kalıyorsa, üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir toplumsal tabloyla karşı karşıyayız. Geleneklerin yaşaması, sadece kültürel mirasla değil, insanların alım gücüyle de doğrudan ilgilidir.

Dileğim odur ki gelecek yıllarda aşure konuşulurken malzemelerin fiyatı değil, paylaşmanın güzelliği konuşulsun. Hiç kimse ekonomik nedenlerle bu geleneği yaşatmaktan vazgeçmek zorunda kalmasın. Çünkü aşureyi değerli kılan içindeki malzemelerin çokluğu değil, aynı kazanda kaynayan umut, bereket ve dayanışma ruhudur.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve golcukhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.