Yapılan bir araştırmada gençlere, "Kalıcı olarak başka bir ülkenin vatandaşlığı verilse Türkiye'yi terk edip orada yaşamak ister misiniz?" sorusu yöneltilmiş. Verilen cevaplar düşündürücü olduğu kadar endişe verici. Katılımcıların yüzde 64'ü "Evet, giderim" cevabını vermiş. Beş yıl önce yapılan benzer araştırmada bu oran yüzde 54 olarak ölçülmüştü. Aradan geçen zamanda umudun artması gerekirken, gitme isteğinin yükselmesi üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir tablo ortaya koyuyor.
Bu verileri gazeteci Fatih Altaylı'nın bir programında öğrendim. Araştırmayı gerçekleştiren şirket yetkilisi, yanılma payının çok düşük olduğunu, hatta keşke yanılıyor olmayı istediğini ifade ederek sonuçların vahametini ortaya koydu. Elbette yüzde 64'lük kesimin tamamı ilk fırsatta ülkeyi terk etmeyecek. Ancak önemli olan gitmekten çok, gitmeyi ciddi bir seçenek olarak görmeleri. Çünkü "Bir fırsatını bulsam giderim" düşüncesi bile, toplumun geleceğe olan güveninin zayıfladığının en önemli göstergelerinden biridir.
Aslında benzer sonuçları kendi çevremizde de görebiliriz. Whatsapp gruplarında, farklı yaşlardan ve farklı görüşlerden insanların bulunduğu ortamlarda yapılacak basit anketlerde bile benzer cevaplarla karşılaşmak mümkün. Çünkü mesele sadece ekonomik şartlar değil; gençlerin gelecek hayalleri, adalet duygusu, eğitim kalitesi, kariyer fırsatları ve yaşam standartlarına dair beklentileridir. İnsanlar doğdukları toprakları kolay kolay terk etmek istemez. Ancak umutlarını başka ülkelerde aramaya başlamaları, hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir gerçektir.
Bir ülkenin en büyük zenginliği yer altındaki madenleri değil, yetişmiş insan gücüdür. Eğer gençlerimiz geleceğini başka ülkelerde arıyorsa, kaybedilen sadece bireyler değil, aynı zamanda ülkenin yarınlarıdır. Beyin göçü yalnızca doktorların, mühendislerin veya akademisyenlerin gitmesi anlamına gelmez; aynı zamanda üretimin, yeniliğin ve kalkınma potansiyelinin de başka ülkelere taşınması demektir. Bu nedenle sorulması gereken soru, "Neden gitmek istiyorlar?" olmalıdır.
Bu oranın hızla düşmesi gerekiyor. Bunun yolu da gençlerin fikirlerini değiştirecek, onlara umut verecek projelerden geçiyor. Adalet duygusunu güçlendiren, liyakati esas alan, kaliteli eğitimi destekleyen, girişimciliği teşvik eden ve gençlere gelecek hayali kurduracak politikalar hayata geçirilmeden bu gidişatı tersine çevirmek kolay olmayacaktır. Çünkü güçlü ülkeler, vatandaşlarının gitmek için fırsat kolladığı değil, insanların yaşamak için gelmek istediği ülkelerdir.
Kalın sağlıcakla
