Türkiye'nin en büyük metropolü İstanbul, uzun süredir barınma krizinin ve kontrolsüzce tırmanan kira fiyatlarının gölgesinde nefes almaya çalışıyor. Mülk sahibi olma hayalinin dar ve orta gelirli vatandaşlar için giderek uzaktaki bir seraba dönüştüğü bu dönemde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile TOKİ ezber bozan bir adımla sahneye çıktı.
Sosyal Kiralık Konut Projesi
Yıllardır TOKİ'yi hep "alt gelir grubunu ev sahibi yapan" bir yapı olarak tanıdık. Ancak bugünkü ekonomik dinamikler, mülkiyet odaklı politikaların tek başına yeterli olamadığını açıkça gösteriyor. Tam da bu noktada hayata geçirilen kiralık konut modeli, devlete ait taşınmazların mülkiyetini kamuda tutarak, barınma hakkını piyasa spekülasyonlarından koruyan stratejik bir devlet aklını yansıtıyor.
Piyasaya "Sosyal Fren" Rolü
İstanbul'da ortalama kiralık daire fiyatlarının asgari ücreti katbekat aştığı bir konjonktürde; 1+1 dairelerin 10 bin TL, 2+1'lerin ise 12 bin TL gibi makul seviyelerden kiraya verilecek olması kuşkusuz dar gelirli aileler için can suyu niteliğinde. Üstelik mülkiyetin satılmayıp, 3 yıllık döngülerle ihtiyaç sahiplerine tahsis edilmesi, kamunun elindeki konut stokunun bir nevi "sosyal regülatör" işlevi görmesini sağlayacak.
Barınmanın bir yatırım aracından ziyade insan hakkı olduğunu hatırlatan bu projeyi, Türkiye'nin konut politikasında gecikmiş ama çok doğru bir paradigma değişimi olarak okumak gerekiyor.


