yeni göclük
yeni göclük
Hasan YAYAN
Köşe Yazarı
Hasan YAYAN
 

Kentsel Dönüşümün Gerçek Sınavı

Depremden sonra hepimiz aynı cümleyi duydu: "Bu binalar dayanmaz, dönüşüm şart." Doğru bir tespit. Ama aradan geçen zamanda gördük ki kentsel dönüşüm, sadece eski binayı yıkıp yerine yenisini dikmekten ibaret değil; bir şehrin kaderini yeniden yazma meselesi. Madalyonun bir yüzü gayet net: Türkiye'nin büyük bölümü deprem kuşağında ve yapı stokunun önemli kısmı güvenlik standartlarının gerisinde. Bu binaları güçlendirmek ya da yenilemek can güvenliği açısından ertelenemez bir ihtiyaç. Yeni yapılar daha dayanıklı, daha enerji verimli, daha yaşanabilir olabilir. Kimse bunu inkâr etmiyor. Ama madalyonun öbür yüzünde farklı bir tablo var. Dönüşüm çoğu zaman semtin ruhunu da götürüyor. Yıllardır aynı mahallede oturan, esnafını tanıyan, komşusuyla çay içen insanlar; müteahhitle masaya oturduğunda kendini bir anda pazarlık masasında buluyor. Kira yardımı yetmiyor, yeni daire teslim süresi uzuyor, bazen aile şehrin çeperine sürükleniyor. Dönüşümün maliyetini en çok, dönüşümden en az kazananlar ödüyor. Herhalde iki uçtan da kaçınmak. Ne "yıkalım, yeter ki yenisi olsun" kolaycılığı, ne de "hiçbir şeye dokunmayalım" tutuculuğu işe yarıyor. Aradaki yol; sakinin sürece gerçekten ortak edildiği, kira yardımının hakkaniyetli belirlendiği, yoğunluk artışının şehrin taşıma kapasitesiyle sınırlandığı, sosyal donatının (okul, park, sağlık ocağı) ihmal edilmediği bir planlama. Kentsel dönüşüm bir mühendislik meselesi kadar bir adalet meselesi.
Ekleme Tarihi: 07 Eylül 2026 -Pazartesi

Kentsel Dönüşümün Gerçek Sınavı

Depremden sonra hepimiz aynı cümleyi duydu: "Bu binalar dayanmaz, dönüşüm şart." Doğru bir tespit. Ama aradan geçen zamanda gördük ki kentsel dönüşüm, sadece eski binayı yıkıp yerine yenisini dikmekten ibaret değil; bir şehrin kaderini yeniden yazma meselesi.

Madalyonun bir yüzü gayet net: Türkiye'nin büyük bölümü deprem kuşağında ve yapı stokunun önemli kısmı güvenlik standartlarının gerisinde. Bu binaları güçlendirmek ya da yenilemek can güvenliği açısından ertelenemez bir ihtiyaç. Yeni yapılar daha dayanıklı, daha enerji verimli, daha yaşanabilir olabilir. Kimse bunu inkâr etmiyor.

Ama madalyonun öbür yüzünde farklı bir tablo var. Dönüşüm çoğu zaman semtin ruhunu da götürüyor. Yıllardır aynı mahallede oturan, esnafını tanıyan, komşusuyla çay içen insanlar; müteahhitle masaya oturduğunda kendini bir anda pazarlık masasında buluyor. Kira yardımı yetmiyor, yeni daire teslim süresi uzuyor, bazen aile şehrin çeperine sürükleniyor. Dönüşümün maliyetini en çok, dönüşümden en az kazananlar ödüyor.


Herhalde iki uçtan da kaçınmak. Ne "yıkalım, yeter ki yenisi olsun" kolaycılığı, ne de "hiçbir şeye dokunmayalım" tutuculuğu işe yarıyor.

Aradaki yol; sakinin sürece gerçekten ortak edildiği, kira yardımının hakkaniyetli belirlendiği, yoğunluk artışının şehrin taşıma kapasitesiyle sınırlandığı, sosyal donatının (okul, park, sağlık ocağı) ihmal edilmediği bir planlama.

Kentsel dönüşüm bir mühendislik meselesi kadar bir adalet meselesi.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve golcukhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.