Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İSU Genel Müdürlüğü, yine altyapı kaslarını konuşturuyor. Gölcük, Karamürsel ve sahil şeridinin gelecekteki susuzluk kabusunu bitirmek adına Karamürsel Avcıdere'de hummalı bir çalışma var. İhsaniye Barajı havzası dışında kalan o mis gibi doğal kaynak suyu, akılcı bir mühendislikle sisteme entegre ediliyor.
Rakamlar küçümsenecek gibi değil. İhsaniye Barajı zaten yılda 15 milyon metreküp su sağlayacak. Avcıdere üzerine kurulan Coanda sistemli regülatör ve yapılan 2 bin 670 metrelik dev çelik hatlar sayesinde, yıllık 5 milyon metreküp ek kaynak daha bu sisteme akacak.
Yani kuraklığa, iklim krizine karşı Kocaeli'ye dev bir can suyu veriliyor. Taş duvarlar örülüyor, tonlarca anroşman dökülüyor, mühendisler gece gündüz demeden "arz güvenliği" için ter döküyor.
Peki, soruyorum size: Mühendislerin getirdiği o 5 milyon metreküp su, bizim umursamazlığımıza yeter mi?
İSU dağdaki suyu şehre getirir; ama o suyu evdeki çeşmeden bilinsizce akıtmama bilincini size getiremez. Ne yazık ki acı gerçek bu: Altyapı projeleri ancak üst yapıdaki yani zihnimizdeki tasarruf kültürüyle birleşirse başarıya ulaşır.
Biz ne yapıyoruz?
Dağdan binbir emekle, milyonlarca liralık yatırımlarla getirilen o kıymetli doğal kaynak suyunu;
Banyoda "keyif yapacağım" diye saatlerce açık bırakılan duş başlıklarında,
Diş fırçalarken boncuk boncuk boşa akan musluklarda,
Bulaşığı makineye atmadan önce dakikalarca elde durulama sevdalarında,
Balkonları, kaldırımları hortumla yıkama arazlarında fütursuzca harcıyoruz.
Gölcük ve Karamürsel halkı yarın çeşmeyi açtığında kesintisiz su bulacaksa, bu sadece Avcıdere'ye döşenen çelik borular sayesinde olmayacak. O musluğun başındaki insanın gösterdiği saygı sayesinde olacak.
İSU, üzerine düşeni yapıyor ve suyu kapımıza kadar getiriyor. Şimdi sıra bizde.
Doğal kaynakları sisteme dahil etmek yetmez; suyu kullanırken zihnimizi ve vicdanımızı da sisteme dahil etmek zorundayız. Aksi takdirde Avcıdere değil, dünyayı bağlasanız o kuraklık kapımızı çalmaya devam eder.


