Tarih sayfaları bazı toprakları sadece coğrafi bir parça olarak değil, bir milletin kaderinin yazıldığı ana defterler olarak kaydeder.
Marmara'nın kalbinde, fabrikaların bacalarından yükselen üretim dumanıyla, Körfez'in mavi sularını buluşturan Kocaeli, işte tam da böyle kutsal bir hafızaya sahiptir. Bugün, Büyük Taarruz'un ve 30 Ağustos Zaferi'nin 104. yıl dönümünü kutlarken, bu kentin sokaklarında, dağlarında ve denizlerinde atan bağımsızlık kalbini bir kez daha derinden hissediyoruz.
Büyük Zafer'in Sessiz Tanığı Kocaeli
Çoğumuz 30 Ağustos'u Afyon'un, Kocatepe'nin ve Dumlupınar'ın altın sarısı tepeleriyle hatırlarız. Oysa az bilinen ama bir o kadar heyecan verici tarihi gerçekler, bu büyük destanın hazırlık fısıltılarının Kocaeli'den de geçtiğini söyler. Büyük Taarruz'un ardındaki stratejik sis perdesinin aralandığı günlerde, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın Kocaeli bölgesine gerçekleştirdiği gizli ve kritik denetimler, bu kentin zafer zincirindeki kopmaz halkalarından biridir.
Kocaeli Grubu'nun kahraman neferleri, sadece kendi topraklarını savunmakla kalmamış; 30 Ağustos sonrasında İzmir'e doğru kaçan düşmanı takip harekâtında, Mudanya ve Bandırma hattında da en ön safta yer almıştır.
Dolayısıyla Kocaeli kaldırımları, bu büyük milletin küllerinden yeniden doğuşunun hem hazırlık günlerine tanıklık etmiş hem de zaferin coşkusunu omuzlamıştır.
Bu vesileyle, başta Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, Kocaeli'nin ve ülkenin bağımsızlığı için canını feda eden tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. 30 Ağustos Zafer Bayramı'mız kutlu olsun; bu milletin yüreğindeki zafer ateşi hiç sönmesin!


