En düşük emekli aylığında her altı ayda bir Meclis kararıyla yapılan geçici artışlar, hem bütçeyi hem de emekliyi yoran bir kısırdöngüye dönüştü.
Ekonomi yönetiminin masasında ise bu tabloyu değiştirmeyi hedefleyen dört temel formül var:
1. Asgari Ücrete Endeksleme: Taban aylığı otomatik bir formüle bağlayarak öngörülebilirlik sağlamak. Ancak asgari ücretin hangi oranının esas alınacağı ve mali yükün nasıl karşılanacağı kritik soru işareti.
2. Gelir Tamamlama Desteği: Taban aylığı sürekli yükseltmek yerine, hane gelirine göre fark ödemesi yapmak. En önemli farkı, primle kazanılan aylık ile sosyal yardımı birbirinden ayırması.
3. Kök Maaş Reformu: Düşük kalan kök aylıklar için Aylık Bağlama Sistemi'ni (ABO) sil baştan düzenlemek. Prim günü ve kazancı öne çıkaran bu model, sistemi uzun vadede adil kılacak en kalıcı çözüm.
4. Bütçe İmkânlarına Göre Esnek Artış: Doğrudan enflasyona endekslemek yerine, kamu maliyesinin elverdiği oranda ve asgari bir taban artış güvencesiyle zam belirlemek.
Hangi model seçilirse seçilsin 5510 sayılı kanunda yasal değişiklik gerekecek.
Geçici pansumanların sonuna gelindi; asıl mesele, bozulan prim-aylık dengesini tamir edecek reformun hangi formülle geleceği


