AK Parti Gaziantep eski milletvekili Şamil Tayyar’ı bir süredir sosyal medyada yakından takip ediyorum…Yılların gazetecisi Tayyar, gazetecilik refleksiyle hemen her gün AK Parti’nin politikalarıyla ilgili mesajlar yazıyor.
Üstelik sadece kendi bölgesi olan Gaziantep’ten değil, Türkiye’nin hemen her köşesinde gittiği yerlerde gördüklerini, konuştuğu insanlardan edindiği izlenimleri paylaşıyor…
Tayyar’ın günlerdir söylemeye çalıştığı aslında bir cümleyle özetlenebilir: AK Parti, kurucu ayarlarına geri dönmeli…
Paylaşımlarından benim çıkardığım mesaj şu: AK Parti’nin ve Recep Tayyip Erdoğan’ın gücüne yaslanan asalak takımı temizlenmeli. Memleket genelinde vatandaşta umutsuzluk hâkim, geçim sıkıntısı had safhada. Emekliyi, esnafı, ücretliyi rahatlatacak ekonomik tedbirler süratle alınmalı…
Tayyar’ın söyledikleri özetle bu…Aslında bu sözler, kendi partisi için de bir mesaj…Şimdi soralım: Haksız mı?Şöyle bir etrafınıza bakın… Yüzü gülen var mı?Elbette bir kesim var ki AK Parti’nin “Kalkınma” bölümünü kendine temel almış, akvaryumda yaşar gibi dış dünyayı görmüyor, duymuyor…
O akvaryumun içinde hayat başka… Dışında başka…İçeride işler yolunda olabilir. Ama dışarıda market kasasında aldığı ürünlerden birini geri bırakan emekli var. Dükkânını sabah umutla açıp akşam hesabını denkleştiremeyen esnaf var. Maaşıyla ayın sonunu getirmek için her harcamasını yeniden hesaplayan çalışan var…İşte siyasetin bakması gereken yer burası…
Şamil Tayyar’ın uyarılarını da bu açıdan okumak gerekiyor. Bir partinin içinden yükselen her eleştiriye kızarak, her itirazı sadakatsizlik sayarak meseleleri çözemezsiniz. Hele eleştiriyi yapan kişi, yıllarca o siyasi hareketin içinde bulunmuşsa söylediklerine biraz daha dikkat kesilmeniz gerekir…Çünkü bazen insanın duymak istemediği söz, en çok duyması gereken sözdür…“Kurucu ayarlara dönmek” sözü de yalnızca geçmişi hatırlamakla karşılık bulmaz.
Vatandaşın kapısını seçimden seçime çalmak yerine derdini düzenli dinlemekle, göreve getirilen insanın liyakatine bakmakla, yanlış yapanın unvanına aldırmadan hesabını sormakla anlam kazanır…
Bir vatandaş derdini anlatırken karşısında kendisini dinleyen birini bulabiliyor mu?
Bir esnaf yaşadığı sıkıntıyı dile getirdiğinde sözü ilgili yere ulaşabiliyor mu?
Bir emeklinin geçim hesabı, karar alınırken gerçekten hesaba katılıyor mu?Kurucu ayarlardan söz ediyorsak bu soruların cevabına da bakacağız…
Tayyar’ın gündeme taşıdığı meselelerin karşılığı, birkaç güzel cümleden ibaret kalmamalı. Vatandaş artık açıklamanın kendi hayatında neyi değiştirdiğine bakıyor. Alışverişini daha rahat yapabiliyor mu, borcunu çevirebiliyor mu, çocuğunun ihtiyacını karşılayabiliyor mu?Siyasetin başarısını en sonunda bu hesap belirliyor…
Partinin imkânlarından yararlanıp vatandaşın sıkıntısına sırtını dönenler ise o sıkıntıyı daha da büyütüyor. Çünkü insan yalnızca geçinemediği için üzülmüyor; derdinin görülmediğini düşündüğü için de kırılıyor…Bu kırgınlığı küçümsememek gerekir…Şamil Tayyar’ın sözlerine verilecek en anlamlı cevap, dile getirdiği sorunlar için atılacak somut adımlardır.


