yeni göclük
yeni göclük
Ersin AKBOYUN
Köşe Yazarı
Ersin AKBOYUN
 

ALIŞVERİŞ FESTİVALİ...

  Gölcük'te 4 gün süren alışveriş festivali bir şeyi ortaya koydu... Bu kentin insanı bu ve benzeri organizasyonlara büyük ilgi gösteriyor... Bu tip organizasyonlar, insanımız için "sosyalleşme" anlamı taşıyor... Malumunuz, Gölcük'te çarşı içinde gidip de vakit geçirilecek, bir kahve içerken sohbet edilecek mekan sayısı bir elin parmakları kadar... O nedenle Gölcük çarşısı; berber, telefoncu, çay ocakları ile dolmuş durumda... Böyle olunca da vatandaş, alışveriş festivali, konser, etkinlik gibi organizasyonlara adeta akın ediyor... Alışveriş Festivali'nin bir başka özelliği de artık iş hacmi iyice düşmüş olan çarşıyı hareketlendirmek, esnafın yüzünü güldürmekti... Başarılı oldu mu? Evet, oldu... Buradan Gölcük Esnaf Odası'na, Gölcük ve Büyükşehir Belediyelerine teşekkür etmek gerek. Ancak; Gölcük'ün ticari potansiyelini arttırmak için sadece bu tür organizasyonlar mı yapılmalı? Elbette hayır... İki yüz bin nüfuslu Gölcük'te, her ayın 15'inde bankalara milyonlarca lira maaşın yattığı Gölcük'te esnaf sıkıntı çekiyorsa biraz da "öz eleştiri" yapmak gerekmez mi? Gerekir... Çünkü mesele yalnızca vatandaşın cebinde para olup olmaması değil... Mesele, o paranın nerede harcandığı... Bugün Gölcüklü vatandaş alışveriş yapmak için İzmit'e gidiyor, Başiskele'ye gidiyor, alışveriş merkezlerine gidiyor... Hatta bazen internetten sipariş vermeyi, çarşıya çıkmaya tercih ediyor... Peki neden? Bunu sadece vatandaşa sormak yetmez... Esnafın da kendisine sorması gerekir... "Ben müşteriyi dükkânıma çekmek için ne yapıyorum?" "Vitrinim nasıl?" "Ürün çeşitliliğim yeterli mi?" "Fiyatım rekabetçi mi?" "Müşteriye davranışım nasıl?" "Değişen alışveriş alışkanlıklarına ayak uydurabiliyor muyum?" Bunlar konuşulmadan, "Gölcük'te ticaret neden geriliyor?" sorusunun cevabı da tam olarak bulunamaz... Eskiden müşteri esnafı arardı... Bugün ise esnafın müşteriyi araması gerekiyor... Dün dükkânı açıp beklemek yetiyordu... Bugün yetmiyor... Sosyal medyada olacaksınız... Kampanya yapacaksınız... Ürününüzü göstereceksiniz... Müşteriye neden sizden alışveriş yapması gerektiğini anlatacaksınız... Çünkü hemen birkaç kilometre ötede büyük alışveriş merkezleri var... İnternet var... Kapıya kadar ürün getiren onlarca sistem var... Rekabet artık yan dükkândaki esnafla değil... Rekabet bütün Türkiye ile... Elbette belediyelere de görev düşüyor... Çarşı daha cazip hale getirilmeli... İnsanların sadece alışveriş yapıp evine döneceği değil, ailesiyle vakit geçireceği bir merkez oluşturulmalı... Oturma alanları... Kafeler... Çocukların zaman geçirebileceği alanlar... Sokak etkinlikleri... Belirli dönemlerde düzenlenecek indirim günleri... Çarşıyı canlı tutacak küçük ama sürekli organizasyonlar... Bunların hepsi Gölcük ticaretine katkı sağlar... Alışveriş Festivali bize şunu gösterdi: İnsanlar çarşıya gelmek istiyor... Yeter ki gelmeleri için bir sebep olsun... Dört gün boyunca sokakların dolması, mağazaların hareketlenmesi, esnafın iş yapması tesadüf değildi... Demek ki doğru organizasyon yapıldığında sonuç alınıyor... Şimdi yapılması gereken, bunu yılda bir kez yapılan festival olarak görmemek... Bu hareketliliği yılın tamamına yaymanın yollarını bulmak... Esnaf Odası, belediye, ticaret erbabı oturup ortak bir yol haritası hazırlamalı... Çünkü Gölcük'te para var... Nüfus var... Tüketici var... Eksik olan, bu potansiyeli Gölcük çarşısında tutabilmek... Bunu başarabilirsek esnaf da kazanır... Vatandaş da kazanır... Gölcük de kazanır... Ama bunun için önce şu gerçeği kabul etmek gerekiyor: Artık eski usulle ticaret yapma dönemi bitti... Değişen kazanacak... Müşteriyi anlayan kazanacak... Çarşıyı cazip hale getiren kazanacak... Alışveriş Festivali bunun küçük ama önemli bir örneği oldu... Darısı yılın diğer 361 gününe...
Ekleme Tarihi: 27 Eylül 2026 -Pazar

ALIŞVERİŞ FESTİVALİ...

 

Gölcük'te 4 gün süren alışveriş festivali bir şeyi ortaya koydu...

Bu kentin insanı bu ve benzeri organizasyonlara büyük ilgi gösteriyor...

Bu tip organizasyonlar, insanımız için "sosyalleşme" anlamı taşıyor...

Malumunuz, Gölcük'te çarşı içinde gidip de vakit geçirilecek, bir kahve içerken sohbet edilecek mekan sayısı bir elin parmakları kadar...

O nedenle Gölcük çarşısı; berber, telefoncu, çay ocakları ile dolmuş durumda...

Böyle olunca da vatandaş, alışveriş festivali, konser, etkinlik gibi organizasyonlara adeta akın ediyor...

Alışveriş Festivali'nin bir başka özelliği de artık iş hacmi iyice düşmüş olan çarşıyı hareketlendirmek, esnafın yüzünü güldürmekti...

Başarılı oldu mu?

Evet, oldu...

Buradan Gölcük Esnaf Odası'na, Gölcük ve Büyükşehir Belediyelerine teşekkür etmek gerek.

Ancak;

Gölcük'ün ticari potansiyelini arttırmak için sadece bu tür organizasyonlar mı yapılmalı?

Elbette hayır...

İki yüz bin nüfuslu Gölcük'te, her ayın 15'inde bankalara milyonlarca lira maaşın yattığı Gölcük'te esnaf sıkıntı çekiyorsa biraz da "öz eleştiri" yapmak gerekmez mi?

Gerekir...

Çünkü mesele yalnızca vatandaşın cebinde para olup olmaması değil...

Mesele, o paranın nerede harcandığı...

Bugün Gölcüklü vatandaş alışveriş yapmak için İzmit'e gidiyor, Başiskele'ye gidiyor, alışveriş merkezlerine gidiyor...

Hatta bazen internetten sipariş vermeyi, çarşıya çıkmaya tercih ediyor...

Peki neden?

Bunu sadece vatandaşa sormak yetmez...

Esnafın da kendisine sorması gerekir...

"Ben müşteriyi dükkânıma çekmek için ne yapıyorum?"

"Vitrinim nasıl?"

"Ürün çeşitliliğim yeterli mi?"

"Fiyatım rekabetçi mi?"

"Müşteriye davranışım nasıl?"

"Değişen alışveriş alışkanlıklarına ayak uydurabiliyor muyum?"

Bunlar konuşulmadan, "Gölcük'te ticaret neden geriliyor?" sorusunun cevabı da tam olarak bulunamaz...

Eskiden müşteri esnafı arardı...

Bugün ise esnafın müşteriyi araması gerekiyor...

Dün dükkânı açıp beklemek yetiyordu...

Bugün yetmiyor...

Sosyal medyada olacaksınız...

Kampanya yapacaksınız...

Ürününüzü göstereceksiniz...

Müşteriye neden sizden alışveriş yapması gerektiğini anlatacaksınız...

Çünkü hemen birkaç kilometre ötede büyük alışveriş merkezleri var...

İnternet var...

Kapıya kadar ürün getiren onlarca sistem var...

Rekabet artık yan dükkândaki esnafla değil...

Rekabet bütün Türkiye ile...

Elbette belediyelere de görev düşüyor...

Çarşı daha cazip hale getirilmeli...

İnsanların sadece alışveriş yapıp evine döneceği değil, ailesiyle vakit geçireceği bir merkez oluşturulmalı...

Oturma alanları...

Kafeler...

Çocukların zaman geçirebileceği alanlar...

Sokak etkinlikleri...

Belirli dönemlerde düzenlenecek indirim günleri...

Çarşıyı canlı tutacak küçük ama sürekli organizasyonlar...

Bunların hepsi Gölcük ticaretine katkı sağlar...

Alışveriş Festivali bize şunu gösterdi:

İnsanlar çarşıya gelmek istiyor...

Yeter ki gelmeleri için bir sebep olsun...

Dört gün boyunca sokakların dolması, mağazaların hareketlenmesi, esnafın iş yapması tesadüf değildi...

Demek ki doğru organizasyon yapıldığında sonuç alınıyor...

Şimdi yapılması gereken, bunu yılda bir kez yapılan festival olarak görmemek...

Bu hareketliliği yılın tamamına yaymanın yollarını bulmak...

Esnaf Odası, belediye, ticaret erbabı oturup ortak bir yol haritası hazırlamalı...

Çünkü Gölcük'te para var...

Nüfus var...

Tüketici var...

Eksik olan, bu potansiyeli Gölcük çarşısında tutabilmek...

Bunu başarabilirsek esnaf da kazanır...

Vatandaş da kazanır...

Gölcük de kazanır...

Ama bunun için önce şu gerçeği kabul etmek gerekiyor:

Artık eski usulle ticaret yapma dönemi bitti...

Değişen kazanacak...

Müşteriyi anlayan kazanacak...

Çarşıyı cazip hale getiren kazanacak...

Alışveriş Festivali bunun küçük ama önemli bir örneği oldu...

Darısı yılın diğer 361 gününe...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve golcukhaber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.