Enflasyonla mücadele sürüyor. Maliye Bakanlığı sıkı para politikası uyguluyor, piyasadaki para azalıyor. Ancak açıklanan rakamlarla vatandaşın pazarda, markette ve kirada karşılaştığı enflasyon bir türlü birbirini tutmuyor.
Bir yerde hata var…
Belki de sorun yalnızca ekonomi politikalarında değil; fırsatçılık yapan marketlerde, aracılarda ve bazı mülk sahiplerinde.
Bugün özellikle büyük şehirlerde kiralar yalnızca dar gelirlinin değil, orta gelirlinin de en büyük problemi haline geldi. Asgari ücretli ve emekli, gelirinin önemli bölümünü kiraya bırakıyor. Yeni evlenecek gençler ise kira, depozito ve emlakçı ücreti derken daha eve anahtarı sokmadan üç aylık maaşını kaybediyor.
Bazı mülk sahipleri ekonomik gerçeklere göre değil, komşusunun istediği rakama bakarak fiyat belirliyor.
“Komşum 25 bine verdiyse ben 30 bin isterim…”
Bir başkası da “Benim evim daha güzel” diyerek 35 bin lira talep ediyor. Böylece aynı sokaktaki kiralar birkaç ay içinde kendi kendine yükseliyor. Ortada ne maliyet hesabı var ne de vatandaşın geliriyle uyumlu bir fiyatlandırma…
Gıdada da durum farklı değil.
Çiftçi tarlada kazanamadığını, vatandaş ise pazarda ürün alamadığını söylüyor. Tarladan 10 liraya çıkan bir ürünün market rafında 60-70 liraya satılmasını yalnızca nakliye, mazot, işçilik ve vergilerle açıklamak mümkün değil.
Peki aradaki parayı kim kazanıyor?
İşte araştırılması gereken asıl soru budur.
Devlet yalnızca market rafındaki etikete bakmamalı.Ürün tarladan çıktığı andan itibaren takip edilmeli. Çiftçinin kaça sattığı, aracının kaça aldığı, halcinin kaça verdiği ve marketin hangi fiyattan satış yaptığı dijital ortamda görülebilmeli.
Çünkü şeffaflık olmadığı sürece herkes suçu başkasına atıyor. Market halciyi, halci nakliyeciyi, nakliyeci mazotu suçluyor. Sonunda faturayı yine vatandaş ödüyor.
Kiralarda da gerçek bedeller kayıt altına alınmalı, kayıt dışılığın önüne geçilmeli ve fırsatçılığa karşı caydırıcı cezalar uygulanmalı. Sosyal konut üretimi artırılmalı; gençlerin, emeklilerin ve asgari ücretlilerin ödeyebileceği konut seçenekleri çoğaltılmalı.
Enflasyonla mücadele yalnızca faiz ve para politikasıyla yürütülemez. Sahada sürekli ve etkili bir denetim gerekir.
Vatandaş TÜİK'in rakamıyla yaşamıyor…
Markete gidiyor, kirasını ödüyor, çocuğunun beslenme çantasını dolduruyor ve ay sonunu getirmeye çalışıyor.
Enflasyon gerçekten düştüğü gün vatandaş bunu söylemeden anlayacaktır.
Market de mülk sahibi de elbette kazanacak…
Ama vatandaş da yaşayacak.
Çünkü ticaret başka, fırsatçılık başka…


