Afyonkarahisar Milletvekilimiz Ali Özkaya, hukukçu, Cumhurbaşkanımızın da avukatlığını yapmış biri.
AK Parti eski milletvekili, gazeteci Şamil Tayyar'ın sosyal medya paylaşımında yer verdiği şu tespiti çok önemsedim:
“Bu çapta büyük bir yolsuzluk kamu görevlilerinin suça iştiraki olmaksızın işlenemez.”
Fon krizi başlayalı 45 gün oldu...
Bu 45 gün içinde evini satıp yeni ev almak için beklerken “Param nemalansın” diyenler...
Düğün parasına üç beş kuruş takviye olsun isteyenler...
Fabrikasının işçi maaşlarını ödeme gününe kadar parasını fonda tutmak isteyenler...
Ve binlerce vatandaş...
Suçları neydi?
Devletin denetimine güvenmek, birikimlerini değerlendirmek...
SPK'nın izin verdiği, BDDK'nın bile banka kurabilecek yeterlilikte gördüğü yapılar üzerinden yaşanan bu kriz, inanılmaz canlar yaktı.
İddialara göre 500 bine yakın fon mağduru var. Ailelerini de hesaba katarsanız yaklaşık iki milyon insan doğrudan etkilendi.
Bitti mi?
Bitmedi...
Fon krizi nedeniyle haftalardır ağır kayıplar yaşayan borsa ve burada birikimi bulunan milyonlarca yatırımcı...
Neredeyse batmayan kalmadı.
Tekrar başa dönelim...
“Bu çapta büyük bir yolsuzluk kamu görevlilerinin suça iştiraki olmaksızın işlenemez.”
Peki, nasıl oldu bütün bunlar?
Kim izin verdi? Kim denetledi? Kim görmezden geldi?
Devlet elbette bu işi çözecek, sorumluların yakasına yapışacaktır. Bundan kuşkumuz yok.
Ancak bu süreç hızlı ilerlemeli, mağduriyetler bir an önce giderilmelidir.
Bu işin içinde kim varsa, sıfatı, makamı, konumu ne olursa olsun hesabını vermelidir.
Çünkü ortada birkaç kişinin kendi başına gerçekleştirebileceği çapta basit bir dolandırıcılık iddiası yok.
Bu kadar insanın parası ortadan kaybolurken kimse bir şey görmedi mi?
Denetim mekanizmaları neredeydi?
Vatandaşın güveneceği kurumlar, vatandaşın parasını koruyamayacaksa kime güveneceğiz?
Mesele yalnızca kaybolan milyarlar değil...
Mesele, insanların devlete ve finans sistemine duyduğu güvenin sarsılmasıdır.
Ve unutulmamalıdır ki...
Bir insanın yıllarca çalışarak biriktirdiği parayı kaybetmesi yalnızca ekonomik bir kayıp değildir.
O parayla kurulacak yuvalar, alınacak evler, ödenecek maaşlar, gerçekleştirilecek hayaller de yok oluyor.
Şimdi yapılması gereken belli...
Paranın izini sürmek, varsa ihmali ve suça iştiraki ortaya çıkarmak, sorumluları adalet önüne çıkarmak ve mağdurun parasını kurtarmak...
Bu olayın üzeri örtülmemeli.
Çünkü cevap bekleyen soru çok basit:
Bu kadar büyük bir vurgun iddiası varsa, kimler yaptı, kimler göz yumdu?


