Kerpe'nin, Kefken'in dalgaları her yaz olduğu gibi yine binlerce insanı ağırlamaya başladı. Kocaeli'den, İstanbul'dan ve çevre illerden yola çıkan herkesin rotası belli: Kandıra sahilleri. Bölge ekonomisi canlanıyor, plajlar dolup taşıyor; kısacası yaz sezonu tüm coşkusuyla yaşanıyor.
Ancak bu hareketliliğin görünmeyen bir yüzü de var. Binlerce insanın akın ettiği 7'si mavi bayraklı toplam 12 plajda, arkalarında bıraktıkları devasa bir fatura var: Çöpler.
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ekipleri, bu yoğunluğun altından kalkabilmek için adeta seferberlik ilan etmiş durumda. 1 Haziran'dan bu yana geçen 43 günlük sürede, Kandıra sahillerinden tam 387 ton evsel atık toplandı. Rakamın büyüklüğünü zihninizde canlandırın: Yaklaşık 64 tırı dolduracak kadarlık bir çöp dağından bahsediyoruz.
Büyükşehir; 105 personeli, kum temizleme traktörleri, kamyonları, çöp taksileri ve akülü toplama araçlarıyla gece gündüz sahada. Vatandaşlar sabah pırıl pırıl kumsallarla karşılaşsın diye arkada aralıksız dönen bir çark var. Ekiplerın bu gayreti, bölge turizmi ve halk sağlığı açısından büyük şans.
Fakat burada şapkayı önümüze koyup biraz düşünmemiz gerekiyor. 387 ton çöp ne demek? Bu kumsallara bu kadar hoyratça davranmaya hakkımız var mı?
Belediye ekipleri ne kadar güçlü ekipmanla çalışırsa çalışsın, ne kadar gece gündüz demeden kumları elekten geçirsin; ana çözüm bizim zihniyetimizi değiştirmemizde yatıyor.
Denizle buluşmanın, doğayla kucaklaşmanın en temel şartı ona saygı duymaktır. Plajı terk ederken arkamızda bıraktığımız o plastikler, şişeler, atıklar aslında kendi evimizi kirletmekten farksız.
Kandıra'nın mavisi hepimizin göz bebeği. Büyükşehir'in temizlik ordusu arkamızı topluyor diye sorumluluktan kaçamayız. Bu sezon o sahillerde yürürken, denizin serinliğinin tadını çıkarırken biraz daha vicdanlı, biraz daha duyarlı olalım. Temiz bir sahil, sadece belediyenin çalışmasıyla değil, bizim kirletmeme irademizle var olur.

