Körfez'e bakan her Kocaelili bilir: deniz burada hem geçim kapısıdır hem de içten içe taşınan bir kaygı. 17 Ağustos'un izleri hâlâ hafızalarda tazeyken, şimdi büyükşehir belediyesi masaya bambaşka bir soruyu koyuyor: Ya deprem sadece karada değil, denizde de vurursa?
Bu sorunun cevabını aramak için düzenlenen toplantı, ilk bakışta sıradan bir koordinasyon buluşması gibi görünse de aslında üzerinde durulmayı hak eden bir hazırlığın habercisi. AFAD'ın Ekim ayında düzenleyeceği Ulusal Afet Tatbikatı'na hazırlık niteliğindeki bu bölgesel deniz tatbikatı, "Adalar Deniz Senaryolu" adıyla anılıyor ve senaryo listesi, kıyı şeridinde yıkım, denize sürüklenen enkaz, bir yük gemisinde yangın, Karamürsel açıklarında batan bir yolcu teknesi.
Buradaki kritik nokta senaryoların "gerçekçiliği". Çünkü Türkiye'de tatbikatlar çoğu zaman kâğıt üzerinde kalan, protokol fotoğrafıyla sonuçlanan törenlere dönüşebiliyor. Oysa Kocaeli'nin planladığı bu çalışma, arama-kurtarmadan tahliyeye, yangın müdahalesinden lojistiğe kadar sahada fiilen denenecek bir dizi eylemi kapsıyor. Liman Başkanlığı'nın, sivil toplum kuruluşlarının ve belediyenin aynı masada oturup görev dağılımını netleştirmesi, kâğıt üzerindeki planın sahada kime, hangi anda, hangi sorumluluğu yükleyeceğini önceden konuşmaları demek. Afet anında en çok vakit kaybettiren şey zaten budur: kimin ne yapacağını afetin ortasında öğrenmek.
İzmit Körfezi'nin coğrafyası da işi ayrıca zorlaştırıyor. Yoğun deniz trafiği, sanayi tesisleri, liman yapıları ve nüfus yoğunluğu bir arada düşünüldüğünde, olası bir depremin denizde yaratacağı tabloyu tahmin etmek hiç de zor değil. Bu yüzden "deniz-kara uyumu" ifadesi bu toplantının belki de en can alıcı maddesi.
Bir afet, karadaki ekiplerle denizdeki ekiplerin aynı dili konuşmasını, aynı haberleşme ağını kullanmasını, birbirinin ayağına basmadan hareket etmesini gerektirir. Bunu tatbikattan önce test etmek, gerçek bir afette rastgele iyileşmeye bırakmaktan çok daha akıllıcadır.
Elbette bir toplantı, tek başına bir güvence değil. Asıl sınav Ekim ayında sahada, gerçek zamanlı olarak verilecek. O gün ekiplerin ne kadar hızlı örgütlendiği, hangi aksaklıkların ortaya çıktığı ve bu aksaklıkların nasıl giderileceği, şehrin gerçek hazırlık seviyesini gösterecek. Yine de bugünden bu denli kapsamlı bir senaryonun konuşuluyor olması, en azından doğru soruların sorulduğunu gösteriyor.


