Özellikle hafta sonları Kocaeli'nin ve çevre illerin nefes borusu olan Kandıra sahilleri, şimdiden cıvıl cıvıl. Ancak bu güzelliğin arkasında, Karadeniz'in o meşhur, oyun oynamayı sevmeyen hırçın yapısı da gizli.
Tam da bu yüzden, her yıl içimizi yakan o tanıdık acıları bu sezon yaşamamak adına devletin zirvesi Kandıra'da çok kritik bir masa etrafında toplandı.
Kocaeli Valisi İlhami Aktaş başkanlığında, Kefken Orman İşletme Sosyal Tesisleri'nde düzenlenen "Suda Boğulma Olaylarının Önlenmesi" toplantısı, aslında sadece rutin bir bürokratik buluşma değil; kelimenin tam anlamıyla bir "hayat nöbeti" çağrısıydı.
Kaymakamından belediye başkanına, emniyet müdüründen jandarma komutanına, sahil güvenlikten AFAD ve itfaiyeye kadar tüm paydaşlar oradaydı.
Çünkü biliyoruz ki, Karadeniz'in o sinsi akıntılarına karşı tek başımıza değil, ancak bir ordu gibi organize olursak karşı durabiliriz.
Kurumlar Teyakkuzda, Peki Ya Biz?
Toplantıda kurumlar arası koordinasyon, alınacak fiziki tedbirler ve denetimler masaya yatırıldı. Vali Aktaş'ın altını kalın çizgilerle çizdiği bir hedef var: "Sezonun hiçbir boğulma vakası yaşanmadan tamamlanması."
Bu harika ve son derece vizyoner bir hedef. Kurumlar sahillere dubalar çekecek, cankurtaran sayıları artırılacak, jet-skiler hazır kıta bekleyecek, AFAD ve sahil güvenlik 7/24 gözünü sudan ayırmayacak. Buraya kadar devlet ödevine çalışıyor.
Ancak madalyonun bir de bize bakan yüzü var: Biz vatandaş olarak bu tedbirlere ne kadar uyacağız?
Karadeniz'in "çeken akıntısı" (rip akıntısı) şakaya gelmez. En iyi yüzücüyü bile saniyeler içinde çaresiz bırakabilecek bir güçten bahsediyoruz. Kırmızı bayrak çekildiğinde "Bana bir şey olmaz" diyerek denize atlamak, cankurtaranların uyarılarını kulak ardı etmek ya da yasaklı/kontrolsüz bölgelerde suya girmek, bile bile tehlikeye davetiye çıkarmaktır.
Tedbir ve Sorumluluk
Vali Aktaş'ın da belirttiği gibi, alınan tedbirlerin eksiksiz uygulanması şart. Fakat bu başarı sadece kolluk kuvvetlerinin ya da cankurtaranların omzuna yüklenemez.
Gerçek başarı, kamusal tedbir ile bireysel sorumluluğun birleştiği yerde başlar.
Sıcaklar bastırdı, deniz bizi çağırıyor; evet, gidip serinleyelim, eğlenelim, yazın tadını çıkaralım. Ama ne olur arkamızda gözü yaşlı aileler, yarım kalmış hikayeler bırakmayalım.
Kandıra'nın o eşsiz maviliğinin, bir ailenin karası olmasına izin vermeyelim.

